(743 S. K. 134, 148, 149) (818 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin taktirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir
2- Medeni Kanunun 134/3. maddesi uyrınca "Evlilik en az bir yıl sürmüş se, ... hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hsusunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması "halinde boşanmaya karar verilir. Medeni Kanuna 3444 sayılı kanunla getirilen bu hüküm, boşanmanın fer'ileri konusunda taraflar arasında hakimin onayından geçme koşulu ile Borçlar Kanunun 83. maddesinde gösterilen akti bir ilişki kurulmasına imkan getirmiştir. bu sebepledirki Dairemiz Medeni Kanunun 134/3 maddesi çerçevesinde oluşan boşanmalarda tarafların yabancı para üzerinden eda emri taşıyan nafaka veya tazminata ve hatta taşınmaz mal gibi aynı elde etmeye karar verebileceği kabul edilmektedir.
Tüm akti ilişkilerde olduğu gibi, tarafların anlaşmaları ile oluşan boşanmanın fer'i niteliğinde olan ilişkide de asıl olan akte vefadır. Ancak;
Medeni Kanunun 149. maddeside "Yeni hadiselerin oluşması halinde aynı kanun 148. maddesi " hadisenin iktiza ettiği tedbirlerin ittihaz" edilmesini amirdir. Çocuğun ihtiyaçlarının veya ekonomik şartlarının değişmesi halinde, Medeni Kanunun 148. maddesi uyarınca tayin olunan iştirak nafakası yeni ihtiyaçlar veya şartlar çerçevesinde uyarlanmaktadır.
Diğer uyarlama olaylarında oluğu gibi, hakim olayın iktiza ettiği müdahaleden ne az, ne de çok akte müdahale etmelidir. Başka bir ifade ile taraflar arasında oluşan akti ilişki mümkün oldukça ayakta tutulmalıdır. Şu halde mutlak bir zaruret ortaya çıkmadıkça tarafların anlaştıkları yabancı para üzerinde nafaka tayini gerekirken yetersiz gerekçe ile tarafların anlaştıkları Kanada Doları üzerinden ödemeden ayrılıp ABD doları verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının 2. bentte açıklanan sebeple kabulüne ve hükmün bu yönden BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının 1. bentet açıklanan sebeplerle REDDİNE, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 14.12.1999 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Medeni Kanunun 134. maddesinde, 3444 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik, Boşanmanın fer'i niteliğinde tarafların birbirlerine ödemek zorunda kaldıkları nafaka veya tazminatlar konusunda hakimin onayı ile oluşan ilişkiye akti bir nitelik kazandırmış kabul edilemez. Nafakanın artırılması veya azaltılması isteklerine Borçlar Kanunun 83/2. maddesi çerçevesinde yabancı para ile oluşmuş bir aktin uyarlanması olarak kabul eden çoğunluk düşüncesine katılmıyorum, Böyle olunca hakimin taktiri ile oluşacak yeni durumu (Nafaka) hakim Borçlar Kanunun 83/1. maddesi çerçevesinde memleket parası ile başka bir ifade ile Türk lirası olarak tespit ve tain etmek zorundadır. (Y. 2. H. D. nin 7.12.1993 Tarihli 8356-11862 sayılı, 08.12.1996 tarilli 11110-13467 sayılı, 19.02.1998 tarih 394-1830 sayılı kararları) Karar bu gerekçe ile bozulmalıdır.
Borçlar Kanunun 83. maddesi Yabancı para hakkında değişik hüküm düzenlemiştir. Yabancı paranın niteliği veya ait olduğu ülke dikkate alınmamıştır. Daha önce taraflar Kanada'da yaşadıklarından çocuk için Kanada doları esas alınarak anlaşmalarına uygun şekilde iştirak nafakası Kanada doları olarak belirlenmiştir.
Boşanma ile velayet sahibi anne, Kanada dışında yaşamak durumunda kalmış, yaşadığı ülkede Amerikan doları geçerli olduğundan nafakanın Amerikan odları baz alınarak artırılmasını istemiştir.
Dünyanın her yerinde milli para gibi alınıp satılan Amerikan doları, çocuğun yetirştirilmesinde kolaylaştırıcı bir öge olacaktır.
O halde, artırmanı Amerikan doları olarak yapılması, çocuğun yararınadır. Türkiye Cumhuriyetinin nafakaya ilişkin imzaladığı tüm anlaşmalarda çocuğun yararının gerektirdiği şekilde hareket edileceği benimsenmiştir. Hüküm bu itibarla doğrudur.
Nafakanın miktarı yönünden işin esasının incelenmesi gerekir. Sayın çoğunluğun ve artırmanın Türk parası üzerinden yapılması gereğine değinen düşüncelerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy