(743 S. K. m. 242, 376)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı 21.6.1983 tarihli dava dilekçesi ile davalı ile boşandıktan sonra kendi kızı gibi nüfus kaydına tescil edilen davalı Ş.'nin çocuğu olmadığından, nesebinin reddine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Nesebin ret davası çocuk ile anası aleyhine açılır. (MK. 242)
Dava, davalı S. aleyhine asaleten, küçüke velayeten açılmış ise de dosyada Ş.'nin velayetinin S.'ye verildiği konusunda bilgi bulunmamaktadır.
Kaldı ki Medeni Kanunun 376/2. maddesi hükmüne göre bir işte kanuni mümessilinin menfaati ile küçüğün veya mahcurun menfaati birbirine zıt olursa, küçüğe kayyım tayin ettirilir.
Çocuk ile ana arasında menfaat çatışması olacağı güçlü ihtimaldir. Medeni Kanunun 376/2. maddesi gereğince küçüğe kayyım tayin ettirilmesi, kayyımın davaya katılmasının sağlanması, gösterdiğinde onun da delillerinin toplanması ve tüm kanıtlar birlikte tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik hasımla karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 10.2.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy