(1086 S. K. m. 217, 388, 423, 414, 257, 267)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davanın tarafları, gösterdikleri tanıkların dinlenmesinden vazgeçmedikleri sürece, bu tanıkların ifadelerinin alınıp değerlendirilmesi gerekir. Tanık deliline dayanan taraf tanıklarının ücretlerini, davetiye masraflarını ve diğer giderleri mahkeme veznesine peşin olarak ödemek zorundadır (HUMK. md. 423/2). Verilen kesin süre içersinde bu giderlerin karşılanmaması halinde tanık dinlenmek isteğinden vazgeçilmiş sayılır (HUMK. md. 414).
Mahkemece kesin süre verilirken, tarafların durumu, olayın özelliği dikkate alınmalı, ara kararı tereddüt uyandırmayacak derecede açık olmalıdır.
Davacı davasını ispat için tanık deliline dayanmış, bununla ilgili olarak düzenlediği listesini mahkemeye ibraz etmiş ve tanıklardan N. Derbent ile İ. Karakuş'un Norveç'te olduklarını belirterek adreslerini de göstermiştir (HUMK. md. 217/2).
Mahkemece 24.03.1998, 30/04/1998 tarihli oturumlarda tanıkların dinlenmesi için (bakanlıkça istenen şekilde talimat evrakının ikmaline) şeklinde ara kararı tesis edilmiş, anılan ara kararlarında, tanık ücretleri belirtilmemiş, miktarı, maliyeti açıklamamış ve tercüme giderlerinden söz edilmemiştir.
Bu nitelikteki ara kararları yukarıda açıklanan ilkelerle bağdaşmadığından davacının tanık dinletme hakkından mahrum kaldığı düşünülemez. Açıklanan sebeple de 02.06.1998 günlü oturumda alınan tanık dinletme talebinin reddine şeklindeki ara kararı isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş; ülkemiz ile davacının gösterdiği tanıkların bulunduğu Norveç'in 23.02.1972 ve 23.05.1972 tarihli resmi gazetelerde yayımlanan Hukuk Usulüne dair Lahey sözleşmesine katıldıklarını da dikkate alıp sözleşmenin 8. ila 16. maddeleri çerçevesinde, tanıkların istinabe yolu ile dinlenmelerine karar verilerek (HUMK. md. 257) bir istinabe isteği düzenlenmesi, tanıklara sorulacak suallerin belirlemesi (HUMK. md. 267),tarafların tanık dinleme sırasında hazır bulunma istemleri olup olmadığının (HUMK. md. 257 Hukuk Usulüne dair sözleşme madde 11/2) açıklanması, tercümelerin tanık ücretleri ve diğer muhtemel giderlerin açıkça tespiti ve bu giderleri karşılamak üzere davacıya makul sayılacak bir sürenin verilmesi, yazılacak talimatın sonucunun beklenmesi, delillerin birlikte değerlendirilip, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine bozmada oybirliği, sebebinde oy çokluğuyla karar verildi. 26.02.1999
MUHALEFET ŞERHİ
Taraflarla eşit uzaklıkta akraba olup, tarafların Türkiye ve Norveç'teki yaşamlarına tanık olan S. Zebil'in sözleri ile tarafların yaşam, sanat gibi değerler karşısındaki değerlendirmelerinin uzlaşmayacak derecede farklı olduğu, davalının 14-15 yaşındaki çocuklarla arkadaşlık yaptığı, Ben anneme babama saygı duymadım ki, kocama ve ailesine saygı duyayım dediği özel eşyalarına, arabasına bazı sanatçıların fotoğraflarını yapıştırdığı, davacının itirazlarına bana karışamazsın şeklinde karşı çıktığı açıklığa çıkmıştır.
Diğer yönden ibraz edilen özel hatıra defterinin tümünün fantezi müzik yapan bir sanatçının fotoğrafları ve ona aşık olduğuna ilişkin şiirler ve sözlerle dolu olduğu, her sayfada, bir veya birkaç resim, her sahifede birçok kez aşık olduğunu belirten şiirler ve sözlerle düşünce değil, sanatçıya karşı devamlılık arz eden güçlü bir eğilimle, aşkla dolu olduğu görülmektedir.
Davalının davacı için belirttiği davranışlar gerçekleşmiş olsa bile davalının belirlenen ve güven duygularını sarsan davranışları boşanma için yeterlidir.
Bu nedenle Norveç'teki tanıkların dinlenmesi sonucu değiştiremez.
Hükmün belirtilen gerekçelerle bozulması düşüncesiyle sayın çoğunluğun oluşan bozma gerekçesine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy