(7201 S. K. m. 10) (1086 S. K. m. 73, 195)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davalıya karar tebliğine ilişkin belgede davalının o adreste oturup oturmadığı, orada oturmakta ise ne sebeple adreste bulunmadığı yönlü tahkiki edildiği yönlüde bir açıklama bulunmadığı gibi, beyanda bulunan İ.'ın imzasıda alınmamıştır. Bu tebliğ Tebligat Kanunun 21. maddesi ile tüzüğün 28. maddesine aykırı olmakla temyiz süresinde kabul edilip işin esası incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalının Almanya'da oturduğu, sürekli oturduğu bu adrese tebliğ için gönderilen belgelerin kaybolduğu, bunun üzerine davacı vekilinin 9.3.1997 tarihli dilekçe ile davalının İstanbul'a yıllık izne geldiğinden bahisle o adrese tebilgat yapılmasını istediği, tebligatın "tebligatı almaya yetkili birlikte sakinin abisi H.E.imzasına tebliğ edildi" şerhi ile yapılıp iade edildiği, bu tebligata dava dilekçesinin ekli olmadığı görülmektedir.
"Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı iştima veyahut iddia ve müdafalarını beyan etmeleri için kanuni şekilllere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez" (HUMK.73) " Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve arsa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren 10 gün...içinde...bildirmek....zorundadır" (HUMK. 195/1)
"Tebligat tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır, Şu kadar ki, kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla tebligat yapılması caizdir" (Teb.K.10) Kişinin, tatil geçirmek veya başka bir geçici sebeple bulunduğu yer onun oturduğu yer olmadığı gibi adresi de olamaz. şu halde davalıya tatil geçirmek için geldiği İstanbul adresinde abisine yapılan Tebligat kanununda gösterilen şekle uygun olmayıp, davalı bunu aldığını beyan ederek Tebligat Kanunun 32. maddesi şartları oluşmadıkça hükme dayanak yapılamaz. Kaldı ki dava dilekçesi de bu tebligatla tebliğe gönderilmediğine göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun yukarıda açıklanan 73 ve 195. maddeleri şartlarıda oluşmamıştır. Bu yanılgılar davalının savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin hacının yatırana geri verilmesine 21.12.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy