(743 S. K. m. 355)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı M.K.'nun davalı G.K.aleyhine açtığı dava ile boşanmalarına karar verilmesini istediği, mahkemece tarfların boşanmalarına karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 355. maddesinde "Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini görmekten aciz veya daimi muavenet ve tekayyüde muhtaç olan yahut başkasının emniyetini tehdit eden her reşit için, bir vasi nasbolunur. Adliye ve idare memurları, resmi muameleleri dolayısıyla muttalı oldukları hacri müstelzim halleri, sulh mahkemesine hemen ihbar ile mükelleftirler" hükmü mevcuttur.
Dosyada mevcut Osmangazi Üniversitesi Eğitim ve Uygulama Hastahanesi Pskiyatri bölümünden verilmiş, 4.8.1995 tarihli sağlık kurulu raporu ile davalıya Bipolar Affektif Bozukluğu, 27.9.1996 tarihli rapor ile de Dissosiyatif Sendorm tanısı konulduğu anlaşılmakta olup, mahkemece davalının hastalığı konusunda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, aynı üniversite Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi tarafından düzenlenen 13.2.1998 tarihli raporda sözü edilen hastalıkların Affektif bozukluklar olduğu 1996 tarihinden beri kontrollere gelmediğinden son ruhsal durumunun bilinmediği ve değerlendirilmediği belirtildiğine göre Medeni Kanunun 355. maddesi gereğince, durumun sulh hukuk mahkemesine ihbarı ile sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken bu hususa dikkat edilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. 22.2.1999 (Pzt).
Full & Egal Universal Law Academy