(818 S. K. m. 244) (743 S. K. m. 6)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı dava dilekçesi ve tespit dilekçesinde dava konusu ziynetlerin kendisine ait olduğun davalı ise ziynetlerin davacıya hibe edildiğini ileri sürüp Borçlar Kanunun 244.maddesine göre hibeden rücu def'inde bulunmuştur.
Medeni Kanunun 6.maddesine göre müddei iddiasını ispatla mükellef olup, ispat külfeti hibeden rücu def'inde bulunan davalıya düşer. Bu sebeple ziynetlerin davacıya hibe edilmiş olduğunu ispat zorunda olup verilen mehile rağmen delil göstermemiş ve bunun sonucu olarak dava konusu ziynetleri davacıya hibe etmiş olduğunu ispat edememiş olmasına göre davanın kabulü gerekirken yazılı şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple bozulmasına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy