(818 S. K. m. 66, 132) (743 S. K. m. 701)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin taktirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının ziynet eşyasına dayanan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davalının temyizine gelince;
a)- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin taktirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve mevcut oldukları anlaşılan karyola, gardrop ve yatak-yorganla ilgili temyiz itirazları yersizdir.
b)- Davalı süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Mevcut olan eşyalar hakkında zamanaşımı mülkiyet hakkına dayanılması nedeniyle uygulanamaz. Ancak, mevcut olmayan ve bu sebeple sadece tazminat istenebilecek eşyalar hakkında ise istek sebepsiz zenginleşmeye dayandığından Borçlar Kanununun 66. maddesi gereğince zamanaşımı süresi bir yıldır. Borçlar Kanunun 132/3. maddesine göre evliliğin devamı süresince zamanaşımı işlemez. Taraflar 12.11.1992 günlü kesinleşen ilamla boşanmışlar bu-dava 2.2.1994 de açılmıştır. Karyola, gardrop ve yatak, yorgan dışındaki eşyaların mevcut olmadıkları anlaşıldığına göre bu eşyaların bedel davası yönünden zamanaşımı def'i hakkında bir değerlendirme yapılması, öncelikle karar verilmesi gerekirken (HUMK. md. 221) yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın (2-b) bendinde gösterilen sebeple davalı lehine BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının 1. bent gereğince davalının bozma dışında kalan temyiz itirazlarının ise (2-a) bendinde gösterilen sebeple REDDİNE, aşağıda yazılı harcın temyiz eden Reyhan'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcın yatıran Ercan'a geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Özel mülkiyete konu olabilme özelliğini koruyan taşınır mal üzerindeki mülkiyet hakkının sona ermesi için sahibinin o taşınırı terk etmesi mülkiyet hakkını devretmesi, başkasının o mal üzerinde mülkiyet hakkının doğması ile mümkündür, (MK. md. 702) Medeni Kanunun mülkiyet hakkının uzun süre kullanılmamasını, hakkın yitirilmesi olarak algılamamıştır. Buna karşılık iyi niyetli zilyedi koruyucu kurallar koşmuştur. (MK. 687, 901, 701, 702)
İyi niyetli zilyedin mülkiyeti kazanabilmesi için. zilyetliğin malik gibi, (MK. 888) beş yıl süre ile kesintisiz ve çekişmesiz sürdürülmüş olması gerekir. (MK. md. 701)
Taşınır mülkiyeti sahibi tarafından terk edilmedikçe veya başkası tarafından edinilmedikçe yalnız üzerindeki eylemli egemenliğin kesintiye uğramasıyla yitirilmez. (MK. md. 702)
Belirtilen kural gereği taşınır mal üzerindeki mülkiyet haklarının yitirilmesi, sahibi tarafından terk edilmesi veya bir başkası tarafından mülkiyete geçirilmesi ile mümkün bulunmuştur. Taşınırın bir başkası tarafından mülkiyete geçirilmesi ise Medeni Kanunun 701. maddesi koşullarının oluşmasına bağlı kılınmıştır.
Zilyetlikten kaynaklanan hak aynı hakları düzenleyen Medeni Kanunun 618-702 maddelerini kapsayan bölümü içinde yer almaktadır.
Mülkiyet hakkına dayanan istihkak davası, bir aynı hakka dayandığından ıskatı zaman aşımına uğramaz. Aynı hak devam ettiği sürece zaman aşımı söz konusu olmaz. Medeni Kanunun 701 ve 638. maddeleri gereği koşulları varsa kazandırıcı zaman aşımıyla edinilebilir.
Mülkiyet hakkına dayanan istihkak davası yenilik doğuran bir davadır. Burada malikin mülkiyet hakkı devam etmektedir.
Sebepsiz iktisapta ise durum tersinedir. Zira bu davalarda zilyedin zilyetlikten doğan hakkı sona ermiş, hak karşı tarafa geçmiştir.
Örnek; (A), (B) ye bir saat bağışlamış (b) sonradan (A) öldürmeye kalkışmış olsun (A), Borçlar Kanunun 244. maddesine dayanarak saatin iadesini isteyebilir. Böyle bîr dava istihkak davası (mülkiyet hakkına dayanan taşınır davası) değildir. Zira mülkiyet hakkı (B)'ye geçmiştir. (B) zilyetlikle birlikte mülkiyet hakkımda elde etmiştir.
O halde (B)'ye karşı açılan dava sebepsiz mal edinme davasıdır.
Somut olayda; Davacı çeyiz eşyasının davalı kocada kaldığını iddia etmektedir. Bu iddia yukarıda nedenleri açıklanan mülkiyet hakkına dayalı tipik bir istihkak davasıdır. Bu hakkın yitirilmesi terk, devir ve Medeni Kanunun 701. madde koşullarının olması ile mümkündür. Mülkiyet hakkı davalıya geçmediğinden davalının karşı savunması haksız iktisap olarak değerlendirilemez. (2. HD. 23.2.1987 gün 322-1362 sayılı kararında da aynı görüşe yer verilmiştir.)
Olayın hukuki nitelemesinin haksız mal edinme olarak değerlendirilmesi sonucu Borçlar Kanununun 66. maddesiyle öngörülen 1 yıllık zaman aşımına tabi tutulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy