(1086 S. K. m. 95) (743 S. K. m. 296, 301)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığı'nın yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, E.H.'nin 27.2.1998 tarihli dava dilekçesi ile davalının annesi Ş. ile evlilik dışı beraberliğinden 3.1.1978 tarihinde dünyaya geldiğini belirterek davalı M.K.'nin babası olduğunun tespitine karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut nüfus kaydından, davacının 3.1.1978 doğumlu olduğu ve davanın reşit olduktan iki yıl sonra 27.2.1998 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava niteliği itibarıyla babalık davası olup, Medeni Kanunun 296. maddesi gereğince, küçüğe kayım tayin edildiği ve şayet kayyım tayin edilmemiş ise küçüğün reşit olduğu tarihten itibaren bir sene içinde açılabilir. Bu süre hak düşürücü süre olduğundan mahkemece re'sen dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 95/2. maddesinde "Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeialeyh müddeinin neticei talebini kabul ederse müddeialeyhin davada devamı huzuru mecburu değildir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule getirmez" hükmü mevcuttur.
Babalık davası kamu düzeni ile ilgili olduğundan irs ve nesep ilişkisinin kuşkuya yer bırakmayacak (MK md. 301) nispette açığa çıkarılması halinde kabul edilebilir. Bu konuda araştırma yapılmaksızın davalının kabulüne dayanılarak hüküm kurulmuş olması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA 31.5.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy