(743 S. K. m. 361, 362) (1086 S. K. m. 13)
Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcılığı tarafından istenilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı M...S....D....'nun 22.9.1997 tarihli dava dilekçesi ile vasisi bulunduğu P....N....'na ait Pazaryolu Merkez Mahallesinde bulunan taşınmazın satışına izin verilmesini istediği mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosya içinde mevcut Erzurum Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.10.1992 tarih ve 1992/1067 Esas, 1992/1043 Karar sayılı hükmü ile M...S....D....'nun P... N....'na vasi olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 361. maddesi hükmüne göre, "Vesayet işlerinde salahiyet, küçüğün veya mahcurun ikametgahındaki vesayet dairelerine aittir."
Taşınmazın Vesayet Mahkemesinin bulunduğu adli çevre dışında olması o mahkemeyi yetkisiz kılmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 13.maddesinin burada uygulama yeri yoktur.
Diğer taraftan Türk Medeni Kanununun 362.maddesi gereğince, Sulh Mahkemesinin izni olmadıkça vesayet altındaki kimse ikametgahını değiştiremez.
Mahkemece, Erzurum Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu göz önüne alınarak, resen yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA 17.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy