(743 S. K. m. 251)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava Nesebin tashihinin butlanına ilişkin olup Medeni Kanunun 251. maddesine göre davacının bu davayı açmakta aktif dava ehliyeti olmayıp davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 09.10.2000
MUHALEFET ŞERHİ
Pınar Can Gürdal Yıldırım ile Güldane'nin rızasıyla ilişkisinden doğduğu kesinleşen Ağır Ceza mahkemesinin (Muğla 97/363-67 sayı 11.3.1998) kararıyla sabittir.
Güldane sonradan çocuğun babasını Gürdal olarak belirterek kendi hanesine kayıt ettirmiş, bir süre sonra Zahir ile olan karı-koca gibi yaşamalarından doğduğunu belirterek Zahir ile evliliğinden doğmuş gibi nüfusa kayıt ettirmiştir.
Davacı tescilin hatalı olduğunu iddia etmektedir. İddia nüfusa hatalı olarak işlenen kaydın iptalidir. Sayın çoğunluk ise bu olguyu nesebin düzeltilmesi olarak algılamaktadır.
Medeni Kanunun 247. maddesine göre yapılacak düzeltme biyolojik ana babanın birleşmesinden doğmuş ve evlenme ile düzgün soylu olarak nüfusa kayıt edilmesiyle mümkündür.
Somut olayda Pınar ile Zahirin evlenmesinden önce doğmuştur. Zahir ile Güldane evlenmeden önce bir araya gelmemişlerdir.
Yasal yarar tartışması;
Davacının biyolojik baba olduğunda tartışma bulunmamaktadır. Çocuk düzgün soylu olarak hatalı bir kayıtla nüfusa geçmiştir. Davacı bu durumda çocuğunu tanıma olanağından yoksundur. Hatalı kaydın iptali ile tanıma hakkını elde edecektir. Biyolojik babaya bu imkanın tanınması gerekir. Davacının hukuki yarar vardır. Çocuğa kayyım atanarak Güldane ile Zahir çocuğu gibi yapılan kaydın iptali ile yetinmek üzere davanın kabulü doğrudur. Sayın çoğunluğun açıklanan görüşlerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy