(4721 S. K. m. 335) (YİBK 26.04.1995 T. 1995/2-172 E. 1995/432 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü, velayet kendisine bırakılan ana yada babanın evlenmesi tek başına velayetin değiştirilme sebebi olamayacağı yönündedir. (Y.H.G.K.'nun 12.2.1968 T.li 2/1617-104 sayılı kararı) Bu evlilik yada başka bir sebepten çocuğun fikri veya bedeni tekamülünün tehlikede bulunması yada çocuğun yararları bu değişikliği zorunlu kılması gerekir. Çok ciddi olmayan sebeplerden dolayı çocuğun eğitiminde, bakılıp gözetilmesinde yapılacak değişiklik onun yararına olmaz.
Mümeyyiz olmayan ve babanın yanında olup ondan etkilenen çocukların beyanları da karar için yeterli delil kabul edilemez (Y.2.H.D.nin 22.6.1993 t. 387-64 sayılı ve Y.H.G.K. nun 26.4.1995 T.li 2/172-432 sayılı kararı) Dinlenen tanıklar küçük İbrahim'in kardeşinden ayrılarak velayetinin babasına verilmesini gerektiren ciddi bir olay ortaya koymamışlardır. 9.9.1999 tarihli belge de davalının ihmalinin delili olarak gösterilemez. Söz konusu belgenin sonunda yer alan bu tutanak 20.10.1999 tarihine kadar geçerlidir sözleri, çocukları terk amacının bulunmadığını açıkça göstermektedir. Davanın tümü ile reddi gerekirken çelişkili bir şekilde İbrahim'in velayetinin anneden alınıp babaya verilmesi, Çiğdem'in velayetinin annede bırakılması doğru bulunmamıştır.
2- Kabul göre de:
Çocuk ile şahsi ilişki kurulurken kardeşlerinde biri birini görüp ilişki kurmalarına imkan sağlayacak bir düzenleme yapılması, onların gelişmeleri bakımından zorunludur. Bu yön gözetilmeden biri anada, diğeri babada bırakılan kardeşlerin velayet kendisine bırakılmayan ana yada babası ile aynı tarihte şahsi ilişki kurmalarına karar verilmesi yanlıştır.
Sonuç: 1. bentte açıklanan sebeple hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 27.10.2000 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy