(2675 S. K. m. 13, 35, 37, 42)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı, Yabancı Mahkeme boşanma kararının tanınmasını istemiştir. Mahkeme, söz konusu kararı oluşturan mahkemenin Türk Hukukunu yanlış yorumladığından ve uyguladığından söz ederek isteği reddetmiştir.
Tenfiz yada tanıma istemi dilekçe ile olur ( 2675 sayılı Kanun m.35 )
Tenfiz yada tanıma dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:
a-Yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca verilen onanmış aslı ve onanmış tercümesi,
b-İlamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca verilen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi ( 2675 sayılı Kanun m.37. )
Yetkili mahkeme, tenfiz yada tanıma kararını aşağıdaki şartlar dahilinde verir:
a-Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devletle Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması,
b-İlamın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması,
c-Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması,
d-O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağırılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyapta hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk Mahkemelerine itiraz etmemiş olması,
e-Türklerin kişi hallerine ilişkin yabancı ilamda Türk Kanunlar ihtilafı kuralları gereğince, yetkili kılınan hukukun uygulanmamış ve Türk Vatandaşı olan davalının tenfize bu yönde itiraz etmemiş olması ( 2675 sayılı Kanun m.38 ).
Münhasıran tanıma kararı için yukarıda a ve d bentlerinde gösterilen şartlar aranmaz ( 2675 s.Kanun md.42 )
Öte yandan, 1884 sayılı Kanunla onanan 8.9.1967 günlü Evlilik Bağına İlişkin Kararların Tanınması Hakkındaki Türkiye, Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, İsviçre, Lüksemburg ve Yunanistanın katıldığı ( Bk.Doç.Dr.Atavletler Hususi Hukukunda Boşanma, Sf.258 vd. ) Sözleşmenin ( 14.9.1975 tarihli Resmi Gazete ) 3/2. maddesinde, Türk Kanunlar ihtilafı kurallarınca yetkili kılınan kanun uygulanmamakla birlikte, eğer bu kural uygulansa idi aynı sonuca varılacak idi ise tanıma isteminin ret edilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Davalı süresinde davaya cevap vermemiş, yabancı Mahkemenin Türk Hukukunu yanlış uyguladığını, tenfizinin istenemeyeceğini iler sürmemiş, duruşmada bu kararı kabul etmediğini bildirmiştir. Dosya arasında bulunan yabancı mahkeme ilamında, Türk Hukukunun uygulandığı yazılıdır. Ancak, Türk Hukukunun yorumunda yabancı mahkemenin Türk Mahkemelerinde istikrar bulan yorum sonucundan farklı bir sonuca vardığı anlaşılmaktadır. Doğaldır ki Türk Kanunlar ihtilafı kuralları gereğince Türklerin boşanma davaları için öngörülen ( 2675 sayılı Kanun m.13 ) hukukun uygulanmadığının belirlenmesi ve bu yönde davalının itirazda bulunması halinde tenfiz kararı verilemez. Fakat, burada olduğu gibi hukukun yorumunda hata edildiği hallerde yabancı mahkemenin Türk Hukukunu uygulamadığını kabul etmek 2675 sayılı Yasanın amacına aykırı düşer. Davalı yabancı mahkemenin, hukuku yanlış yorumlamasını, o ülkede, kanun yollarına müracaatla denetlemedikçe Türk Mahkemeleri önüne getiremez ( Y.2.H.D.nin 25.6.1993 T, 5243/6131 ve 27.10.1995 T. 10281-11167 sayılı, Y.H.G.K.nun 21.6.2000 tarihli 2/1051-1068 sayılı kararları ).
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki 2675 sayılı Kanunda ( revizion ) yabancı kararın doğruluğunu inceleme sistemi kabul edilmemiştir.
Kanunun yorumunda yapılan hataya dayalı yabancı mahkeme ilamı 2675 sayılı Kanunun 38/c maddesi uyarınca da reddedilemez. Zira Kanun, açıkça kamu düzenine aykırılığı bir ret sebebi olarak kabul etmiştir. Yorum hatasını kamu düzenine açık aykırılık olarak kabul etmek mümkün olmaz.
Yabancı mahkemenin Türk hukukunun yorumunda hata ettiğinden söz edilerek tenfiz isteminin reddi gerektiği yönündeki görüş çoğunluk tarafından kabul edilmemiştir.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 20.11.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY : Yabancı mahkeme kararında tespit ve değerlendirilen maddi olaylarla, hüküm arasında bir nedensellik ve uygunluk bağı olmalıdır. Aksine hareket, kamu üzenine aykırılık meydana getirir.
Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarında Türk Kanunlar ihtilafı kurallarının gösterdiği hukukun uygulanmış olması gerekir ( 2675 s. Y. md. 38 ). Türk Kanunlar ihtilafı kurallarının göstermiş olduğu hukukun, Türk Vatandaşları'nın kişi hallerine ilişkin davalarda uygulanmamış olması, hatalı ve yanlış uygulanması davalı durumda olan Türk Vatandaşı'nın tenfize bu noktadan itiraz etmesi halinde yabancı mahkeme kararının tenfizi istemi reddedilmelidir.
Yabancı mahkeme kararında, Türk Hukukuna ve ilgili maddelere atıfta bulunulmuş olması yeterli olmayıp Türk hukukunun gerçekten uygulandığının belirlenmesi gerekir. Boşanma davaları Türk kamu düzenini ilgilendirir, hakime aile birliğini korumaya yönelik önlemleri doğrudan alma yetkisi tanınmıştır. Medeni Kanunun 150. maddesi uyarınca hakim tarafların boşanma konusundaki beyanları belirttikleri olaylara bağlı değildir.
Vicdanen tatmin olmadıkça boşanmaya karar vermez. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 95/2. maddesi uyarınca boşanmanın, maddi delillerle ( bil beyyine ) kanıtlanması gerekir. Yabancı mahkeme, Türk yasalarını uygularken kanıtlama sistemi de dikkate alınmak zorundadır. Hiç kimse kendi kusuruyla yarattığı durumdan yararlanarak hukuki koruma isteyemez ilkesi de gözden uzak tutulmuştur. Kararda, tarafların beyanlarına göre geçimsizlik nedeni olarak, eşlerin birbirini evlilikten önce tanımamaları, davacının oturmaya elverişli ve bağımsız olmayan konutu, gelin, kaynana, kaynata uyuşmazlıkları gösterilmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilse dahi bu sonuca ulaşılması tamamen davacının kusurlu tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya yüklenilebilecek hiç bir kusur gerçekleşmemiştir.
Türk Medeni Yasasının unsurları oluşmadığından, yabancı mahkeme kararı kamu düzenine aykırıdır. Tenfizi bu nedenle istenemez. Hükmün onanması gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy