(2675 S. K. m. 42)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 08.01.2001
MUHALEFET ŞERHİ
2675 sayılı kanuna dayandırılan boşanma kararının tanıma isteği, davanın hasımsız açılmış olması, boşanma davası açmanın münhasıran kişiye bağlı haklardan olduğu, mirasçıların dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, sayın çoğunluk tarafından mahkemenin gerekçesine iştirak edilerek onanmıştır.
Mahkemenin dairemiz çoğunluğunun boşanma davası sonunda oluşan mahkeme ilamının tanınması isteminin de şahsa bağlı haklardan olduğu, davcıların bu davada sıfatlarının bulunmadığı yönündeki gerekçeye katılmıyorum, şöyle ki;
Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye'de idari bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır. (2675 S.K.42)
Boşanma ilamının nüfus siciline işlenmesi idari bir işlem olduğundan boşanmadan başka bir hüküm taşımayan yabancı mahkeme ilamının tanınması yeterlidir.
Şu halde tanıma özellikle yabancı mahkeme kararına inşai bir nitelik kazandırmamakta, tanıma kararı açıklayıcı nitelikte olmaktadır. Tanınmasına karar verilen yabancı ilamın Türkiye'de hukuki sonuçlarının hangi andan itibaren etkili olduğu yönünde kanunlarımızda bir hüküm yoktur. Tanıma kararının yukarıda açıklanan niteliği dikkate alındığında, yabancı mahkeme ilamının oluştuğu günden itibaren varlığını ve sonuç doğuracağını kabul etmek doğru olacaktır. (Pro. Dr. Aysel Çelikel, Milletlerarası Özel Hukuk 1992 sh.403)
Şu halde boşanma davasına ilişkin olsa dahi, tanıma davası boşanma isteği niteliğinde kabul edilemez. Tanıma davası, tanınması istenen yabancı ilamın tarafları arasında bir hukuki durumun kanunda gösterilen biçimlere uygun oluştuğunun tespitinden ibarettir. Boşanma olgusu yabancı kesin ilamın oluşması ile tamamlanmıştır. Bu aynı, kesinleşmesine rağmen nüfus idaresine gönderilmeyen ve sicile işlenmeyen Türk mahkemeleri ilamı gibidir. Tüm bu sebepler gösteriyor ki tenfiz veya tanıma isteme hakkı şahsa bağlı haklardan olmayıp boşanan eşlerden birinin mirasçılarının tenfiz veya tanıma istemede hukuki yararları açıktır. Davanın bu sebeple reddi doğru değildir. Bu itibarla sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy