(743 S. K. m. 2, 137, 161, 162) (YHGK 16.06.1993 T. 1993/2-117 E. 1993/457 K.) (YHGK 26.01.1994 T. 1993/2-774 E. 1994/8 K.)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Taraflar arasında boşanma davasında davanın devamı süresince gerekli nafaka Medeni Kanunun 137. maddesine dayanmakta olup en son açılan 1996/59 esas sayılı davaya ait ret kararı 16.6.1997 tarihinde kesinleşmekle kendiliğinden sona erer. Şu halde davacı Medeni Kanunun 161 ve 162. maddesi uyarınca ayrı yaşamakta haklı olduğunu bu davada ispat etmek zorundadır. 1996/59 esas sayılı davanın açıldığı 12.4.1996 tarihinden önceki olayların oluşumundan itibaren 4 yılı aşkın ve boşama davasına ait ret kararının kesinleşmesinden itibaren iki buçuk yıl gibi uzun bir süre geçmiştir. Evlilik birliği uzun süreli hoşgörüsüzlük ile bağdaşmaz. Kadının bir kez ayrı yaşama hakkı kazanması onun sürekli evlilik birliği dışında kalmasını haklı kılmaz. (Y.H.G.K. 16.6.1993 T.2/117-457 sayılı, 26.1.1994 T.2/774-8 sayılı Y.2.H.D.nin 22.3.1999 T.2369-2686 sayılı kararları) Söz konusu olaylar davacı kadın için birlikte yaşamayı imkansız kılacak nitelikte olsa idi boşanma davası açardı. Boşanma davası açmayarak olaylar karşısındaki davranışını ortaya koyan eşin, dönüp ben eşimden ayrı yaşamakta haklıyım demesi Medeni Kanunun 2. maddesinde açıklanan iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Davacının bu davada dinlettiği tanıklar taraflar arasında davacının barışma teşebbüsüne rağmen davalının bu teşebbüsü ret etmesi gibi bir olayı haber vermemişlerdir. Davanın reddi gerekirken davanın yanlış nitelenmesi sonucu Medeni Kanunun 137. maddesi uyarınca tayin olunan nafakanın artırılması doğru değildir.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 27.11.2000
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı 1994 yılında davalıyı dövmüş mahkum oluşmuş (Gelendost Sulh Ceza 1994/76-71) aynı yıl açtığı boşanma davası retle sonuçlanmış, davacı bu davada davalının zina yaptığını iddia etmiş, iddiasını kanıtlayamamıştır.
1995te aynı isnatlarla boşanma davası açmış, iddiasını kanıtlayamamış, davası retle sonuçlanmıştır.
1996 yılında terke dayalı dava açmış bu davası da ret edilmiştir.
Zina ile suçlanan eş ayrı yaşamada haklıdır. Bunun ayrıca kanıtlanması da gerekmez. Bu durumdaki kadından kendiliğinden eşinin yanına dönmesi de beklenemez.
Davalının eve dönmesi için gösterdiği çağrıda da samimi olmadığı hükmen sabit olmuştur. Önlemler 164. madde koşulları içinde kaldırılmadıkça geçerliliğini korur.
Hüküm usul ve yasa hükümlerine uygundur. Onanmasını düşünüyorum.
Sayın çoğunluğun bu konudaki görüşlerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy