(743 S. K. m. 298, 301)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Kanun koyucu, babalık davasında annenin her zaman çocuğun yararına davranmayabileceği olasılığından hareket ederek, Medeni Kanunun 298. maddesi ile Mahkeme, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde çocuğun menfaatlerini sıyanet etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder hükmünü getirmiştir.
Bu nedenle, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.01.1998 gün ve 473-42 sayılı kararında da açıklandığı gibi, sözü edilen madde gereğince, küçük için bir kayyım tayin ettirilmesi, kayyımın davaya katılımının sağlanması, gösterdiğinde onun da delillerinin toplanması ve tüm kanıtlar birlikte tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden eksik hasımla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Diğer taraftan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 95/2. maddesinde Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeialeyh müddeinin neticei kabul ederse müddeialeyhin davada devamı huzuru mecburi değildir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule getirmez hükmü mevcuttur.
Babalık davaları, kamu düzeni ile doğrudan ilgili olup, irs ve nesep ilişkisinin kuşkuya yer bırakmayacak (MK.mad.30l) nisbette açığa çıkarılması halinde kabul edilebilir. Bu konuda araştırma yapılmaksızın davalının kabulüne dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 11.01.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy