(743 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 253)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün taraflar tebligata rağmen gelmediler. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Çeyiz senedi ziynetlerin varlığını gösterir. Sonradan gelişen olaylarda:
Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. (MK.6). Ancak iddialar karşılaştığında kimin ispat yükü altına bulunduğunun tespiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerek ilmi gerekse kazai içtihatlarda bir takım ölçülere yer verilmiştir.
a) Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer (Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1968, sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, 1970, sh.464; Prof. Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü, 1957, sh. 248-249; Prof. Saim Üstündağ Hukuk Muhakemeleri Usulü 1973, sh.378; HGK. nun 19.7.1967 gün ve 239-340 sayılı, 7.6.1974 gün ve 1972-84 sayılı karaları) Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 6.6.1983 gün ve 4936-5076 sayılı kararı).
b) İleri sürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir. (Prof. Saim Üstündağ, Age, 1973, sh.397).
c) İspat yükü daha kolay başarana düşer (Prof. Saim Üstündağ, Age, Federal Mahkeme Kararına atfen).
Davacı ziynet eşyasının davalıdan kaldığını ileri sürmüş davalı ise onun tarafından götürüldüğü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan bu çeşit eşyanın kadın üzerine de olması ya da evde saklanmış muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terkedilmiş olması olağana ters düşer.
Diğer taraftan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen götürülebilen nevi'dendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür.
Davacı dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Bu husus her türlü delille ispat edilebilir.
Davalı tanığı M. Dedeye adresinde tebligat yapılış gelmediğinden aynı adrese çıkarılan ihzarlar bila ikmal iade edilmiştir. Şahidin ne şeklide celbedileceği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 253.maddesinde gösterilmiştir.
Davalının açıkça vazgeçmesi olmadığı halde ihzar edilmemesi ve yeteri kadar tanık dinlendiğinden söz edilerek dinlenmekten vazgeçilmesi doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş tanık M.'u celbedip dinlemek ve delil olarak gösterilen Ü.3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 98-636 sayılı dosyası celbedilip incelemek, gösterilen kurallar altında delileri tartışıp hüküm kurmaktır.
Bu yön göz önünde tutulmadan ve kesik tahkikatla yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple bozulmasına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy