(743 S. K. m. 242, 376) (2675 S. K. m. 12, 15) (1086 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı yabancı uyrukludur. Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuku, Türk Mahkemelerinin Milletlerarası yetkisini 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk hakkında kanun düzenlemektedir.
Nesebi reddedilen küçüğün evlilik içi doğduğu sabit olup, evlilik içi nesep ilişkilerine 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında Kanunun 15. maddesi delaletiyle 12. maddenin 2. fıkrasında doğum anındaki eşlerin müşterek milli hukukunun, yoksa müşterek ikametgah hukukunun, bulunduğu takdirde müşterek mutad meskenleri hukukunun bununda bulunmaması halinde Türk Hukukunun uygulanacağı öngörülmektedir.
Mahkemece;
1- Anılan hükümler çerçevesinde hangi ülke hukukunun uygulanacağı araştırılmadan, tartışılmadan doğrudan doğruya Türk hukukunun uygulanması, doğru değildir.
2- Kaldı ki, Türk Hukukuna göre dava nesebin reddi davası olup,
Medeni Kanunun 242. maddesi uyarınca koca doğduğunu öğrendiği günden itibaren bir ay içinde küçüğün nesebini reddedebilir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen gözetilmesi gerektiği cihetle bu hususun araştırılarak tespit edilmemesi, yasaya aykırıdır.
3- Davanın niteliği itibariyle nüfus siciline göre anne ve babası olarak yazılı kişilerle arasında menfaat çatışması bulunan küçük Medeni Kanunun 376. maddesi uyarınca tayin olunacak kayım ile temsil ettirilmeden, temsilci olamayacak kimse huzuru ile davanın incelenmesi yanlıştır.
4- Nesebin reddi davası irs ve nesep ilişkisinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkarılması halinde kabul edilebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 95/2. maddesi uyarınca tarafların kabulü sonuç doğurmaz. Tarafların ve tayin edilecek kayyımın tüm delillerinin toplanması, kan ve doku testlerinin yaptırılması ve delillerin hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmeden davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 18.01.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy