(1086 S. K. m. 432)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Davacıya dava dilekçesi ve duruşma günü bildirilen adres 83 numarada bizzat tebliğ edilmiştir. O halde kararın da aynı adreste tebliği geçerlidir.
Temyiz edilen karar temyiz eden tarafa 12.8.1999 günü tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar yasada öngörülen (HUMK. 432) 15 günlük süre geçtikten sonra 12.1.2000 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir.
Kuşkusuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanunla değiştirilen 432. maddesine göre, temyiz kanuni süre geçtikten sonra yapılır ise, temyiz isteminin reddine karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir.
Ne var ki Asliye Hukuk Mahkemelerince verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması halinde dosyanın yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden, Yargıtay'a gönderilmesi durumunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 2494 sayılı kanunla değişik 432/4. maddesine göre, bu konuda bir karar verilmek üzere, dosya mahalline geri çevrilmeden doğrudan doğruya Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği (1.6.1990 günlü ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca karara bağlanmıştır. Bu durumda gösterilen sebeple temyiz isteminin reddi gerekir.
2- Davalının katılma yolu ile temyizine gelince;
Katılma yolu ile temyizden sözedilebilmesi için karşı tarafın incelenebilir bir temyizi gereklidir. Davacının gösterilen sebeple temyiz dilekçesi, reddedildiğine göre davalının karşı temyiz dilekçesinin de gösterilen sebeple reddine 12.4.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy