(2675 S. K. m. 38)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının yabancı mahkemeye usulüne uygun davet edilmiş bulunmasına ve avukatının yabancı mahkemedeki yargılama şurasında savunmadaki ihmali 2675 Sayılı Kanunun 38/d maddesine gösterildiği biçimde mahkemede temsil edilmediğini kabule elverişli olmadığına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi. 12.04.2000
MUHALEFET ŞERHİ
MÖHUK. Yasasının 38/d maddesi taraflardan birinin yabancı mahkemede temsil edilmemiş olmasını, kararın tanıma engeli olarak düzenlemiştir.
Somut olayda davalı yabancı yasalara uygun olarak Avukat tutmuş, ancak Avukat mahkemede davalıyı temsil etmemiş, davalı savunma yapmaktan yoksun kalmış, görevini yapmayan Avukata Disiplin mahkemesince (18.10.1999 tarihli) ceza verilmiştir.
Davalının yabancı mahkemede temsil edilmediği tartışmasızdır. Temsil edilmeme veya yeterince ve usulünce temsil edilmeme nedeniyle, savunmasız kaldığı da kuşkusuzdur.
Belirtilen bu durum yabancı mahkeme kararının tanınması veya yerine getirilmesine yasal engeldir. (Bak: Prof. Dr. Ayni Çelikel, Milletlerarası Özel Hukuk 6 bası Sh. 400-401) Tanıma isteğinin bu nedenlerle reddi gerekir. Sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy