(743 S. K. m. 448)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar miras bırakanları Rico (Enriko) Civano Antovik'in 1906 yılında öldüğünü, Hazinenin Medeni Kanunun 448. maddesine göre tek mirasçısı olduğunu belirterek 28 4 1938 gün, 122/74 sayılı veraset belgesi aldığını, ancak Karşıyaka Sulh Mahkemesinin 11.5.1960 gün, 1956-219 E. 1960/258 sayı ile davacıların mirasçı olduklarına ilişkin mirasçılık belgesi aldıklarını bu belgenin tavzih edildiğini belirterek Hazine'nin mirasçılığına ilişkin belgenin iptal edilmesi istenmiştir.
Hazine 11.1.1999 tarihli dava ile davacıların almış olduğu 1960/219-258 sayılı ve 1976/822 E. 1979/1981 sayılı mirasçılık belgelerinin iptalini istemiş her iki dava birleştirilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda Hazine'nin davası red edilmiş, diğer davacıların davası kabul edilmiş, Hazine'nin temyizi üzerine hüküm inceleme ve araştırma eksikliğinden bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yeniden kurulan hükümle de Hazine'nin davası red edilmiş diğer davacıların davaları kabul edilerek 28.4.1938 gün, 122/74 S, Çeşme Asliye Mahkemesine ait mirasçılık belgesi ile Karşıyaka Sulh Mahkemesinin 11.5.1960/219-258 sayılı kararı ile bu kararın tavzihine ilişkin 4.12.1979/822-1981 sayılı mirasçılık belgelerinin iptaline Rico Civano Antovik'in mirasının Antonio Evangoler Ataous (63/1536) ile Derpina Varvara Abaus (63/1536) ve Hazineye (1410/1536) aidiyetine karar vermiştir.
Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda;
l-Miras bırakan Rico Civano Antovik in Avusturya vatandaşı olduğu ve Çeşme ilçesinde yaşadığı 2. eşi Maria'dan olma Arına, Herpina Eleni, Nikola ve Yanis isminde çocuklarının Çeşme kasabasında dünyaya gelmiş oldukları miras bırakanın 1906 yılında Çeşme" de öldüğü adı geçen evlatlarının ve eşinin İstiklal Harbi sonrası işgal güçleriyle birlikte Türkiye'yi terk etmiş Yunanistan vatandaşlığına geçmiş oldukları anlaşılmaktadır. (Tanık sözleri ve Yunanistan adına Hukuk Mahkemesinin 8.4.1975 tarihli ilamları)
Her olay kendi dönemindeki yasal kurallara göre çözümlenir.
Davacılar 1922 yılından önce Yunanistan vatandaşı olmuşlardır. Yunanistan vatandaşlığına geçme Medeni Kanunun, 1312 sayılı vatandaşlık yasası ve tapu yasasının yürürlüğünden öncedir.
1284 tarihli Tabiyet-i Osmaniyeye dair Nizamnamenin (Tabiyeti Osmaniye Kanunnamesi) 1. maddesi gereği "Valideyni ve yahut yalnız Valid-i Tabiiyeti Devlet-i Aliye'de bulunduğu halde tevellüt eden eşhas Devlet-i Aliye tebasından moduddur." 5, maddesi gereğince "devleti aliyeden mezun olmaksızın tabiyet-i ecnebiyeye girer ise, iş bu tabiyeri cedidesi keenlemyekun ve kendisi Kemaken tebaayı Devleti Aliye'den addolunup, kaffei hususatta tabaa-i Devleti Aliye hakkında olan muamelenin aynı icra kılınacaktır. Her halde tebaai Devleti Aliye'den bir şahıs terki taabiyet etmesi mutlaka irade-i seniye üzerine verilecek bir senede muallak olacaktır."
1284 tarihle TEBAA-İ Ecnebiye'nın Emlakte Mutasarrıf Olmaları Hakkında Kanun 1. maddesi uyarınca "Füasıl tebaadan olupta sonradan tebdili tabiiyet etmiş olanlar bu kaideden müstesna olup, onlar hakkında kanunu mahsusa'nın ahkamı cari olur". Sözü geçen " kanunu mahsusa 1330 tarihli Ecanibin Hakkı İstimlaki Kanunun Birinci Maddesinde İstisna Olunan Eşhasın Emlak ve Arazisine Mahsus Kanundur.
Bu yasanın 3. maddesi "....arazi kanunun 110 ve 111. maddeleri ahkamınca o makulelerin arazi-i emiriye ve mevkufede hakkı tapuları kalmaz ve tebdili tabiyetlerinden mukaddem uhdelerine geçmiş olan arazi emiriye ve mevkufe dahi varislerine intikal etmeyip, mahlul olur ve bu muamele (İcareteynli) müsakkafat-u müskefilat-ı vakfiye hakkında da ayniyle caridir." hükmünü taşımaktadır.
Yolları yapılan Arazi Kanunnamesinin 110. maddesi uyarınca "Tebaa-i Devleti Aliye'den olan kimsenin arazisi Tebaa-i Ecnebiye'den olan evladına babasına, anasına intikal etmez ve tebaa-i Devleri Aliye'den olan kimsenin arazisi de tebaa-i ecnebiyeden olan kimsenin hakkı tapusu olamaz."
111 .Madde uyarınca da; "Tabiiyeti Devleri Aliye'yi terk eden kimsenin arazisi tebaa-i devleri aliye'den ve yahut tebaa-i encebiye'den olan evladına, babasına, anasına intikal etmeyip filhal mahlul olur ve hakkı tapu eshabı aranılmayıp bir müzayede tefviz kılınır."
Arazi Kanunnamesi Medeni Kanunun yürürlüğü ile hükümsüz hale gelmiştir. (TBMM. 11.5.1929 gün ve 501 sayılı kararı)
Somut olayın belirtilen yasal çerçeveler içinde değerlendirilmesinde;
Davacıların kök muristen sonra gelen ara miras bırakanları, Anna Despina Eleni, Nikola ve Yanis'ın Osmanlı vatandaşı iken 1922'den önce Osmanlı Ülkesini izin almadan terk ettikleri ve Yunanistan vatandaşlığını almış oldukları anlaşılmaktadır.
Osmanlı vatandaşı iken ülkeyi terk eden kişilerin arazisi onların ana-babasına ve evlatlarına geçmez Tapu sahibi olmalarına bakılmaksızın açık artırmayla tefviz kılınır. (Arazi Kanunnamesi md. 111)
Davacılar Osmanlı döneminden gelen arazilerini mirasçı sıfatıyla adlarına intikal ettirmek üzere Hazine'nin aldığı mirasçılık belgesinin iptalini istemektedirler. Açıklanan yasal kurallar çerçevesinde tevarüs haklarını yitirmiş olmaları nedeniyle Hazine'nin mirasçılığının iptalini istemede hukuki yararlan bulunmamaktadır. Hukuki yarar davanın dinlenebilirlik koşuludur.
Hazinenin mirasçılığına ilişkin belge belirtilen yasal kurallara uygundur.
Açıklanan nedenlerle Hazinenin isteğinin tümüyle kabul edilmesi, Rico Civano Antovik mirasçıları olduklarını iddia eden gerçek kişi davacıların davasının reddi gerekir. Bu yönlerin dikkate alınmaması yazdı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik inceleme dışında bırakılmasına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 18.5.2000
Full & Egal Universal Law Academy