(743 S. K. m. 5, 612, 642) (818 S. K. m. 81, 91, 106, 152, 73)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı H., murisinden intikal eden taşınmaz maldaki iştirak halinde mülkiyetin Medeni Kanunun 584/a maddesi uyarınca müşterek mülkiyete çevrilmesini ve davalılardan N. miras payının taraflar arasındaki pay satım hakkı sebebiyle adına tescilini istemiştir.
Mahkemece pay tesciline dair istem kabul edilmiş; karar, davalı N. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece daha önce oluşturulan hüküm Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.2.1998 tarihli 177-1916 sayılı kararı ile münhasıran Medeni Kanunun 584/a maddesi uyarınca oluşturulan hükme yönelik olarak incelendiğinden, bu kez Medeni Kanunun 612. maddesine dayanılan kararın temyiz incelemesinin yapılmasında kanuni bir engel bulunmadığı kararlaştırılıp işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
"Miras haklarının temlikine müteallik mirascıların biribirleri ile aktedeceği... mukavelelerin yazılı olması şarttır..." (MK. md. 612)
Dosya arasında bulunan belgelerden tarafların V. mirascıları olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında 27.9.1994 tarihli yazılı sözleşmede N., "Murisimiz babamız V.'e ait Biga ilçesi......... hudutları dahilinde Kain ve Biga tapusunda kayıtlı 3 parçadan ibaret gayrimenkulün........ intikal eden payımın tamamını......... ağbeyim......... H.'a 250.000.000 TL. bedel mukabilinde sattım. Satış bedelinden 150.000.000 TL'sini kendisinden nakten ve tamamen aldım. Bakiye 100.000.000 TL'sini ise 27.9.1994 tanzim ve 5.11.1995 vadeli senet karşılığı tahsil ettiğimi, işbu senedin borçlusu H. ......... tarafından vadesinde ödenmediğinden alıcı H. tarafınca ödenmiş olduğu 150.000.000 TL. peşin ödemenin tahsil edilmemiş sayılacağı ve bu meblağdan hiçbir hak talep etmeyeceği, söz konusu senedin tahsilinden sonra üç günlük süre içinde tapuda gerekli işlemi yaptırmadığım taktirde alıcı H.'a 300.000.000 TL tazminat ödeyeceğim" demiştir.
H. da "...N. ... payını yukarıdaki şartlar dairesinde satın aldığımı, kendisine 150.000.000 TL'sının peşin olarak bakiyesinin 100.000.000 TL'sini ise 5.11.1995 vadeli senet karşılığı ödediğimi, borcun tamamı ödendiğinde, yukarıdaki şartlar dairesinde tapu işleminin gerçekleşeceğine dair işbu gayrimenkul satış senedi imza altına alınmıştır" demiştir.
Söz konusu senedin dava konusu 1438, 1744, 1852 parsel numaralı taşınmaz malları kapsadığı muris V. adına tapu sicilinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Medeni Kanunun yukarıda hükmü gösterilen 612 maddesine göre mirascılar arasında pay temlikine dair yazılı sözleşme geçerlidir. 24.5.1985 tarihli 2-5 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı uyarınca bu sözleşmenin tüm terekeyi kapsaması da gerekmez.
Medeni Kanunun 5. maddesi uyarınca "akitlerinin ikatına ve hükümlerine ve sukutu sebeplerine teallük edip borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler, Medeni hukukun diğer kısımlarında da caridir" Şu halde davacının, hakkın tapu sicilinde geçirilmesi için açtığı (MK. md.642) bu davanın görülmesine engel bir halin bulunup bulunmadığını, Borçlar Kanununun genel hükümleri çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir.
Yukarıya aynen geçirilen sözleşmede görüldüğü üzere karşılıklı edimler sözkonusudur. Davacı bakiye borcunu ödedikten sonra davalı N.'den tapuda işlem yapılmasını isteyebilecek durumdadır. Daire kurulunda işin görüşülmesi sırasında, sözleşmede yazılı olanların şart niteliğinde olup olmadığı ve davacının kendi edimini zamanında yerine getirmemesi sebebi ile aktin kendiliğinden münfesih hale gelip gelmediği tartışılmış çoğunluk tarafından aktin Borçlar Kanununun 106. maddesinde tarif ve sonuçları gösterilen "karşılıklı taahhütleri havi olan bir akit" olduğu; davalının "zarar ziyan talebinden vazgeçtiğini derhal beyan ederek... akti fesh etmediği" akitte yazılı olan "senedin borçlusu tarafından ödenmediğinde alıcı H. tarafınca ödenmiş olduğu 150.000.000 TL. peşin ödemenin tahsil edilmemiş sayılacağı ve bu meblağdan hiçbir hak talep etmeyeceği", sözlerinin satıcıya akitten cayma hakkı vermediği gibi Borçlar Kanununun 152. maddesinde açıklandığı üzere alıcının temerrüdünün infisahi şart olarak da kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ancak; Borçlar Kanunu 81. maddesi uyarınca davacı karşı tarafın edimini yerine getirmesini isteyebilmesi için kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını kanuna uygun (BK. md. 73/1). teklif eylemiş olması lazımdır. Davacı her ne kadar 100.000.000 TL. bakiye borcunu ve dava gününe kadar işlemiş faizinin davalı adına açtırdığı bir banka hesabına yatırdığını ileri sürmüş ise de; Bu Borçlar Kanununun 73/1. maddesi uyarınca kanunda meşrut yerde ifa sayılmaz. Davalı, N.'ye para borcunu ödemeyi teklif ettiğini onun almadığını gösteren bir delil getirmemiştir. Davalı N. alacağı almakta temerrüt göstermiş olsa bile borçlunun borçtan ne suretle kurtulmuş sayılacağı Borçlar Kanununun 91. maddesinde gösterilmiştir. Alacaklının temerrüdü halinde "tevdi edilecek yeri, tediye yerindeki hakim tayin eder" (B.K. md. 91). Ticari işler dışında hakim kararı almadan kendiliğinden yapılan bankaya tevdiide davacı borcunu ifa etmiş sayılmaz. Dava şartı oluşmadan açılan tapu iptali ve tescil davasının reddi gerekirken kabulü doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, bozmada oybirliği sebebinde 17.4.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Bir gayrimenkulün şartla satımı halinde şart gerçekleşmedikçe satım tapu siciline kaydedilemez. Mülkiyetin satıcı uhdesinde saklanmasına dair olan şart dahi tescil olunamaz. (BK. md. 214) Menkul satımına dair hükümler kıyas yolu ile gayrimenkul satımına da tatbik olunur. (Bk. md. 217) aksine mukavele mevcut değilse satılan alıcının uhdesine geçince satıcı semere hak kazanır. (Bk. md. 210) Mukaveleler hangi sebeblerle fesh olunabilirse taksim dahi ayni sebeblerle fesholunabilir. (MK. md. 615) Medeni Kanunun 615. maddesi kıyas yolu ile Medeni Kanunun 612. maddesine göre yapılan payın temlikine uygulanır. Somut olayda miras payının temlikinde taşınmaz mülkiyeti amaçlanmaktadır. Taşınmaz da tapuda kayıtlı olduğuna ve tescili istendiğine göre, miras payının temlikinin ayni netice doğurup doğurmayacağı da gerekçede gösterilmeli idi. Bu nedenlerle gerekçeye katılmıyorum.
MUHALEFET ŞERHİ
27.9.1994 tarihli akit, 5.11.1995 vadeli bakiye temlik bedeli 100.000.000 liranın vadesinde ödenmemesi halinde, aktin geçersiz olacağı infisahi şartına bağlanmıştır. (BY. md. 152)
Bakiye temlik bedeli ödenmediğinden şart gerçekleşmiş, aktin hüküm ifade etmeyeceği sonucu doğmuştur. Davanın bu gerekçe ile reddi gerektiği kanatiyle değerli çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy