(4721 S. K. m. 15, 16)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Davacının katılma yolu ile temyizi hükmün onanması istemine yönelik olup bir temyiz nedeni ortaya konulmamış bulunmasına göre reddine,
2- Davalı vesayet altında olup, boşanmanın mali sonuçlan da bulunduğundan temyiz ehliyeti bulunmamasına göre dilekçenin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz dilekçesinin açıklanan nedenlerle REDDİNE oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı hükümlü olması nedeniyle kısıtlanmıştır. Kısıtlanma yasadan kaynaklanmıştır. Akıl ve ruhsal yapı yönünden sezgindir (temyiz gücü var).
Medeni Kanunun 16. maddesi gereği sezgin kısıtlılar kişiye bağlı haklarını kullanabilir.
Aynı yasanın 15/2. maddesi gereği de kısıtlı olmasaydı normal bir insan gibi yapacağı veya yapması gereken işlemler de geçerlidir. Zira 15. madde kısıtlıyı korumak içindir.
Normal bir insanın aleyhine olan kararı temyiz etmesi olağan bulunduğundan davalının kendi aleyhine olan kararı temyiz etmiş bu nedenle de geçerlidir. Bu yön Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında (9.3.1955 gün 22/2) temyiz kudretine sahi olmayan kimsenin hayatın olağan akışına uygun işlemleri batıl değildir Davalının temyiz itirazı ret edilmekle Medeni Kanunun 15. maddesinin amacı aşılarak davalı korumasız bırakılmıştır. İşin esasının bu nedenle incelenmesi gerekir. Sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy