(1086 S. K. m. 409) (743 S. K. m. 355, 369)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı T. Baykoya 26.3.1996 tarihli dava dilekçesi ile akıl hastası olan oğlu K. Baykoya'nın tasarruf ehliyeti olmadığından, oğluna vasi tayin edilmesini istediği, mahkemece, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 355. maddesinde Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini görmekten aciz veya daimi muavenet ve tekayyüde muhtaç olan yahut başkasının emniyetini tehdit eden her reşit için, bir vasi nasbolunur. Adliye ve idare memurları, resmi muameleleri dolayısı ile muttali oldukları hacri müstelzim halleri, sulh mahkemesine hemen ihbar ile mükelleftirler. hükmü,
369. maddesinde ise Sulh mahkemesi, vasi tayinini müstelzim hallerde, hemen tayine mecburdur hükmü mevcuttur.
Kişilerin vesayet altına alınması kamu düzeni ile ilgili olup, davacı gelmese dahi resen tahrik ilkesi gereğince işin esasının incelenerek; olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, davacının duruşmaya gelmediğinden bahisle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. 03.07.2000 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy