(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili davası niteliğindedir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 4. maddesi hükmü tümü hesap ve takdir edilebilen muaccel alacağı ilişkin olduğundan, nafaka davalarında nafakanın muayyen bir zaman dilimi içinde belirlenmesi bu davalara kısmi niteliği vermez.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 23.06.1996 gün ve 4146 sayılı yasa ile değişik 427/2. maddesi ile taşınır mal ve alacak davalarında temyiz sınırı 1.1.1998 tarihinden itibaren 20.000.000,- liraya, 1.1.2000 tarihinden itibaren de 40.000.000,- liraya çıkarılmıştır. Belirtilen konularda değer itibariyle bu miktarların altında kalan kararlar kesindir.
Hukuk Genel Kurulu 14.05.1997 gün ve 32/422 sayılı kararında, da açıklanan gerekçelerle karar düzeltmede bağlanan aylık nafaka miktarının gözetileceğini açıklamıştır. Benimsenen bu ilkele doğrultusunda gerek temyiz, gerekse karar düzeltmeler de üst sınır aylık nafaka miktarıyla belirlenmelidir.
Somut olayda aylık nafakada da "artırılan miktar" 40.000.000,- TL. lirayı aşmadığından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/2. maddesi gereğince temyiz edilebilme sınır altında kalan nafaka takdirine ilişkin karar kesindir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle miktarı itibariyle kesin hükme yöneltilen temyiz dilekçesinin REDDİNE, 26.6.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Nafaka davalarında, kesinlik sınırının aylık nafaka miktarına göre tespit edilmesi gerektiği yolunda yasalarımızda bir hüküm yoktur.
Harçlar Kanununa göre nafaka verilmesine dair hükümlerde, bir senelik nafaka bedeli üzerinden karar ve ilam harcı alınması gerekmektedir.
Avukatlık asgari ücret tarifesinin 10. maddesine göre de, belirlenen nafakanın yıllık tutarı üzerinden ücreti vekalet hesaplanır.
Harcın ve ücreti vekaletin yıllık nafaka miktarı üzerinden hesaplanması karşısında, temyiz edilebilme sınırında yıllık nafaka tutarı üzerinden hesaplanması gerektiği, buna göre de kararın kabili temyiz olduğu, işin esasının incelenmesi gerektiği kanaatı ile sayın çoğunluğun red kararına katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy