(743 S. K. m. 507) (818 S. K. m. 511, 514)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Medeni Kanun'un 507. maddesinde murisin hangi sağlar arası tasarrufları hakkında tenkis istenebileceği açıklanmıştır. Bu maddenin 4. fıkrasındaki şartlar, kesin bir biçimde ispatlanmadıkça murisin yaptığı ölünceye kadar bakma akitleri ivazlı tasarruflardan olup, tenkisi istenemez. Ölünceye kadar bakma akdi, niteliği itibariyle güvence sağlayan bir akittir. Bakıp gözetme borcunun kapsamı ne akdin başında ne de devamı sırasında belli olmayıp, bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin eder. Esasen ölünceye kadar bakma akdini hizmet akdinden ayıran unsurda bu yöndür.
Borçlar Kanunu'nun 511. maddesi, bakım alacaklısı yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngörmemiştir. Bakım alacaklılarının akit anında özel bakıma muhtaç durumda olmasını aramak kanunda bulunmayan bir unsur ilave etmek olur. Aksi kararlaştırılmadıkça akdin, bakım alacaklısına sağladığı menfaatler sosyal duruma uygun ikamet, beslenme ve giyinme, görüp gözetme gibi ihtiyaçlarının karşılanmasıdır (B.K.514). Bu ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak maddi desteğin ne olacağını önceden kestirmek mümkün olamaz. Hayatın idamesi için gerekeli asgari şartları sağlayacak nafakaya borçlu olabilecek kimse ile ölünceye kadar bakma akdi yapmayı engelleyen bir kanun hükmü yoktur.
Kaldı ki bu akdin hedefi nafaka veya ahlaki görevleri kadar bir maddi destek elde etmek değil, tarafların bilhassa bakım alacaklısının sosyal durumuna uygun bir bakım elde etmektik. Bu sebeplerle mirasçı olabilecek kimselerle yapılmış olan ölünceye kadar bakma akdinin inikadı sırasında özel bakıma muhtaç bulunmamak veya akitten sonra çok kısa yaşamak, bu akdin mahfuz hisse kurallarını bertaraf maksadına matuf olduğunu kabule yeterli değildir. Ne var ki muris 24.2.1994 tarihinde 3 ve 17 parsel sayılı gayrimenkuller ile ilgili ölünceye kadar bakma akdi ile yukarıda açıklanan güvenceyi sağlamış olmasına rağmen, müteakip ay ve yıllarda davalıya hibe ve ölünceye kadar bakma akdi ile malvarlığının tamamına yakın bölümünü aktarmıştır.
Bu durumda mahkemece tenkis hesabında 24.2.1994 tarihinde 3 ve 17 parseller de yapılan tasarrufların hariç tutulması gerekir.
Bu yön gözetilmeden hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine mahal olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 20.09.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy