(1086 S. K. m. 237) (2675 S. K. m. 37) (743 S. K. m. 134)
Dava: Yukarıda tarihi, numarası, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; Dairenin 26.4.2001 gün ve 5374-6585 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Adı geçen Dairemiz kararının düzeltilmesi istenilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 1- Davacının, yabancı boşanma kararının tanınması talebiyle açmış olduğu 1997/270 esas sayılı dava reddedilmiş, karar Yargıtay'ca onanmıştır. Yargıtay'ın temyiz incelemesi üzerine verdiği onama kararı tebliğe çıkartılmamıştır. Bu durumda karar düzeltme yolu açık olduğundan, red kararının kesinleştiğinden söz edilemez. Bir karar, şekli bakımından kesinleşmeden o kararın maddi anlamda kesin hüküm (HUMK. md. 237) gücüne sahip olduğu da söylenemez. Bu bakımdan dairemizin ... önceki dava sonunda oluşan kararın kesin hüküm niteliğinde olduğuna ... ilişkin belirlemesi ve kesin hükmün varlığına dayanarak kararın diğer yönlerini incelemesiz bırakması doğru değildir. O halde davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, dairemizin onama kararının kaldırılmasına, kararın esasının incelenmesine; karar verilmesi gerekmiştir.
2- Alman mahkemesince 27.5.1994 tarihinde verilen ve 16.8.1994 tarihinde kesinleşen boşanma kararının ... olay ve karar nedenlerinin boşanma ile ilgili kısımda, mahkemece taraf vekillerinin huzuru ile 5.10.1998 tarihinde yapılan sözlü duruşmada Alman Sivil Duruşma Yönetmeliğinin 319. maddesine göre mahkemece değişiklik yapılmıştır. Bu düzeltilmiş boşanma kararına göre; Alman mahkemesinin her iki taraf da Türk vatandaşı olduğu için yetkili hukuk olarak Türk hukukunu geçerli kabul ettiği ve Türk Medeni Kanunu'nun 134. maddesindeki aile birliğinin temelinden sarsılmış olması sebebiyle boşanmaya karar verdiği anlaşılmaktadır. Ancak 05.10.1998 tarihli ek kararın (tavzih kararının) kesin olup olmadığı, kesinleşip kesinleşmediği yönünde bir belge yoktur. 2675 sayılı kanunun 37. maddesine uygun biçimde bu eksikliğin tamamlatılması gerekir.
3- Alman Mahkemesinin Türk hukukunu uygularken Türk mahkemelerinde kabul görmüş yorum şeklinden farklı sonuca ulaşmış olması mümkündür. Ancak davalı, o ülkede kararı kanun yollarına müracaat ederek temyiz mahkemesinin denetiminden geçirmedikçe, benimsenen yorum şeklinin Türk hukukuna aykırı olduğunu ileri sürerek tanımaya karşı çıkamaz. Tanıma talebiyle karşılaşan Türk yargıcı da, tanımanın diğer şartlarının gerçekleşmesi halinde yorum farklılığından bahisle talebi reddedemez. Bu bakımdan tanıma şartları gerçekleşmemiştir denemez. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: 1- Davacının karar düzeltme talebinin yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple kabulüne, Dairemizin 26.4.2001 tarihli onama kararının kaldırılmasına,
2- Hükmün yukarıda 2. ve 3. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, tashihi karar harcının ve temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 04.10.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy