(2675 S. K. m. 36, 39, 42)
Dava: Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı vekilinin 23.6.1999 tarihli dava dilekçesi ile davacı Şükrünün eşinden boşanmasına dair Avusturya Cumhuriyeti Favoriten Bölge Mahkemesince verilen kararın tanınmasını ve tarafların boşanmalarına karar verilmesini istediği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tanıma talebinin incelenmesi ve karara bağlanması tenfiz davalarındaki usul ve esasa tabi olup, yabancı mahkeme kararının tanınması, kararın, Türk Mahkemelerinde kesin delil veya kesin hüküm olarak kabulü sonucunu doğurmaktadır. (MHUK. md.42)
Bu itibarla, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunun 36. maddesi uyarınca diğer eşe husumet yönetilmesi, tanıma talebini içeren dilekçenin anılan Kanunun 39/1. maddesi hükümlerine uygun olarak duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilmesi, duruşma gününde de basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanması gerekmektedir.
Mahkemece, bu madde hükümlerine aykırı olarak, hasımsız açılan davanın, taraf teşkili yapılmaksızın duruşma açılarak, karşı tarafa savunma imkanı sağlanmadan kabulü ve tanıma kararı ile yetinilmeyerek ayrıca boşanmaya da karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 15.10.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy