(743 S. K. m. 2, 134) (1086 S. K. m. 56, 100, 170, 189, 222, 277, 314)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı kocanın açtığı boşanma davasının yapılan yargılaması sırasında davalı boşanmayı kabul ettiğini açıklamış, davaya bakan hakim başkaca bir inceleme yapmadan boşanmaya karar vermiştir.
Davalı, Yargıtay'a gönderdiği dilekçe ile kandırıldığını, bilgisizliğinden, deneyimsizliğinden yararlanıldığını karardan sonra evlilik birliğini 7 yıl süre ile devam ettirdiklerini belirtmiştir.
3444 sayılı yasa ile düzenlenen Medeni Kanunun 134/3 maddesiyle:
a) Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması,
b) Eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde;
c) Evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu kabul edilir. Yasa evliliğin temelinden sarsılmış sayılmasını a ve b bentlerinde belirtilen koşulların yanında;
d) Hakimin tarafları bizzat dinlemesi,
e) Beyanlarını serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi,
f) Boşanmanın mali sonuçlarıyla çocukların durumu konusunda yapılan mali ve sosyal düzenlemeyi kabul edilir bulması veya kendisinin önerdiği koşulların taraflarca kabul edilmiş olmasıyla boşanmaya karar verilebileceğini öngörmüştür. Yasanın bu düzenlemesi emir edici bir kuraldır. Belirtilen bu kurallara uyulmaması halinde boşanmanın aynı yasanın 134/1. maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekir.
Tarafların anlaşmaları sonucu 6.10.1994 günlü kararla boşanmalarına karar verilmiştir. Karar 31.7.2001'de tebliğe verilmiştir. Davalı süresi içinde hükmü temyiz etmiş, temyiz dilekçesinde hakim önündeki kabul beyanın serbest bir irade sonucu olmadığını karardan sonra taraflar evlilik birliğini devam ettirmeyi kararlaştırmış ve yedi yıl süre ile mutlu beraberliği sürdürmüş olduklarını belirtmiştir.
Davacı temyiz dilekçesine karşı çıkmamıştır.
Belirlenen bu durum gerçek olursa,
1- Tarafların boşanma kararına rağmen evlilik birliğini bozmamış olmaları, 7 yıl süre ile boşanmamış gibi birlikteliklerini sürdürmüş olmaları hakim önündeki açıklamalarının serbest ve samimi bir irade ürünü olmadığını gösterir.
2- Davacı kocanın yedi yıl karı koca gibi yaşantısını sürdürmesi eşine evliliğin devam edeceği konusunda güven vermesi ve yedi yıl sonra yedi yıl önceki mali koşullarla boşanmayı sağlamak üzere, kararı tebliği çıkarması Medeni Kanunun 2. maddesiyle öngörülen iyi niyet koşullarıyla da bağdaşmaz.
Bir davanın görüldüğü sırada ortaya çıkan dava ile ilgili olup, öncelikle halledilmesi gereken sorunlara hadise denmektedir (HUMK. m. 222). Örneğin ilk itirazlar (HUMK. m.189); üçüncü şahsın davaya müdahalesine yapılan itiraz (HUMK. m. 56) teminatın kafi ve yeterli olup olmadığı yolundaki itiraz (HUMK. m. 100) eski hale getirme istekleri (HUMK. m. 170), Bilirkişi reddi (HUMK. m. 277) Resmi ve gayri resmi her nevi senetlerin sahteliğinin davaya bakan mahkemede ileri sürülmesi (HUMK. m. 314) ve burada olduğu gibi mahkeme huzurundaki beyanın serbest iradenin ürünü olmadığı iddiası birer hadisedir. Mahkemenin önce ortaya çıkan hadiseleri incelemesi, çözmesi, sonra davanın esasını incelemeye başlaması gerekir. İddianın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 222. maddesince hadise şeklinde çözümlenmesi zorunludur. O halde mahkemece hadise olarak ileri sürülen yedi yıl birlikteliğin devam ettiği konusunda tarafların açıklamaları alınmalı, gerekirse gösterecekleri delilleri sorulup toplanmalı, deliller Medeni Kanunun 134/3. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy
Medeni Kanunun 134/3 maddesi, evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabule dilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların ve çocukların menfaatini nazara alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişikliği yapabilir. Bu değişiklik taraflarca da kabulü halinde boşanmaya karar verilir kuralını getirmiştir.
Taraflar 1986 senesinde evlenmişlerdir. Dava 16.03.1993'de açılmıştır. İkinci oturumda tarafların boşanma ile ferileri hakkındaki beyanları tutanağa geçilmiş ve birlikte imzalanmıştır. Mahkeme bu beyanlara itibar edip boşanmaya karar vermiştir.
Boşanma kararı davalıya 06.08.2001de davacıya ise 06.08.2001'de tebliği edilmiştir. Davalı 06.08.2001 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz etmiştir. Eşlerin boşanma kararından sonra bir süre birlikte yasamış olmaları boşanma konusunda hakim önündeki iradelerinin samimi olmadığını göstermez. Karar doğrudur. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun bozma kararına iştirak edilmemiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy