(743 S. K. m. 535, 536, 537, 538, 539, 541) (YHGK. 13.02.1991 T. 1990/2-648 E. 1991/65 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Davacı mansup mirasçı değildir.
Sulh Hukuk Mahkemesi vasiyetnameyi tesellüm ettiği tarihten itibaren nihayet bir ay içerisinde acar. Vasiyetname açılırken malum olan mirasçılar davet edilir (MK. 536). Vasiyetnamenin açılışını müteakip yararlarına vasiyet yapılmış veya mirasçı tayin edilmiş olanlardan her birine, ne vasiyet edildiğine dair yazıların resmi bir sureti, müracaatları beklenmeden, tebliğ olunur. (MK. 537). Lehlerine teberru yapılan kimselerin ve mirasçıların adresleri belirli değilse vasiyetten ilanen haberdar edilirler. Vasiyetnamede mirasçı nasbedilmiş olup da hakları itiraza uğramayanlara istekleri halinde mirasçılık sıfatları hakkında resmi bir belge verilir (MK.538). Sulh Hakimi vasiyetnamenin kendisine tevdiini müteakip yasal mirasçıların emvale muvakkaten vaziyet etmelerine müsaade yahut resmen idaresini emreder. (MK.535). Kendilerine muayyen bir şey vasiyet edilen kimse bu vasiyeti ifa ile mükellef olan varsa ona yoksa yasal ve mansup mirasçılara karşı muayyen şeyin teslimini dava etme hakkına sahiptirler (MK.541). Yasal mirasçılar, zilyetlik hükümlerine tevfikan mansup mirasçıların hisselerini teslime mecburdurlar (MK.539).
Görüldüğü gibi Sulh Hakiminin görevi vasiyetnameyi açarak, ilgililere tebliğ etmek, mansup mirasçı varsa isteği halinde ona bir mirasçılık belgesi vermek ve terekeye dahil mallara yasal mirasçıların muvakkaten el koymalarına müsaade etmek yahut resmi idareyi emretmekten ibarettir. Şunu da belirtmek gerekir ki Sulh Hakiminden vasiyetin tenfizi istemi bir aynı hakkın geçirilmesi isteği niteliğinde değildir. Bu durumda Sulh Hakiminin görevi yalnızca vasiyeti açıp itiraza uğramadığını tespitten ibarettir. (HGK.13.2.1991 günlü 1990/2-648 991/65 s. kararı). Sair yandan vasiyetle mirasçı nasb edilmemiş, muayyen mal vasiyeti yapılmıştır. Bu halde musaleh gerekirse Medeni Yasanın 541. maddesine göre genel hükümler dahilinde dava açabilir.
Hakimin bu görevi aşarak lehine vasiyet edilene mirasçılık belgesi verilmesine biçiminde, eda emri taşıyan, karar vermesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeple temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 05.04.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy