(4721 S. K. m. 16)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Boşanma davası ve ona bağlı istekler Medeni Kanunun 16. maddesi gereği kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Sezgin (Mümeyyiz) kısıtlı, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları yasal temsilcinin onayına gerek kalmadan kullanabilir. Davalının temyiz isteğinin açıklanan nedenlerle incelenmesine oyçokluğu ile karar verildi.
İşin esasının incelenmesine geçildi:
Davacı 8.12.1999 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini açıklamıştır. Feragat tek yönlü irade beyanıdır. Beyan sahibini bağlar. Karşı tarafın muvafakatine tabi değildir.
İradeyi bozan nedenlere dayanılmaksızın feragatten feragat edilemez.
Bu yönün dikkate alınarak gerekli hükmün kurulması için hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Boşanma münhasıran şahsa bağlı haklardan ise de, sonuç tek taraflı irade açıklaması ile değil, dava sonucu elde edilmektedir. Bunun yanından maddi ve manevi tazminatlar (MK. m.143/1-2) tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakaları (MK. m.137, 162/son ve 144) mallarla ilgili düzenlemeler gibi davanın taraflarına mali külfetler yükleyen düzenlemeler de yapılmaktadır. Mali haklar açısından mümeyyiz mahcurların korunması için kendi iradesinin yanında işlemin tamamlanabilmesi için vasinin, kanunun açıkça gösterdiği hallerde Sulh Hakiminin izni de gerekli görülmektedir. (MK. m. 405/8), (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 3.12.1975 gün ve 7678/9224 sayılı kararı)
Bu açıklama karşısında mümeyyiz mahcurun boşanma davası üzerinde doğrudan tasarruf hakkı bulunmamaktadır. Kendisinin verdiği ancak vasinin iştirak etmediği temyiz dilekçesi sonuç doğurmaz. Bu sebeple de temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Y.2. HD.nin 27.5.1993 tarihli 5062-5651 sayılı ve 16.5.1997 tarihli 3224-5386 sayılı kararları)
Full & Egal Universal Law Academy