(1086 S. K. m. 180, 200/2, 253)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1-Davalı davanın reddini istemiştir. Nafaka tayini için kanunda gösterilen şartların oluşmadığını her türlü delil ile ispat edebilir.İlk oturumda delil bildirmek için mehil istemiş, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 200/2 maddesinin atfı yolu ile aynı kanunun 180.maddesi gereğince cevapta dayanılan delillerin verilmemiş olması halinde "hakim ilk oturumunda istenen hususların on günlük kesin süre içinde yerine getirilmesini veya eksikliğin tamamlanmasını... bildirir" " Kanunda gösterilen müstesna hallerden başka hakim kanunen tayin edilen müddetleri tezyit veya tenkis edemez". Bu yönler gözetilmeden 27.02.2001 günkü ilk oturumda duruşma bir gün sonraya 01.03.2001 tarihine bırakılarak "davalıya varsa dava ile ilgili tüm kanıtlarını ve tanık listesini sunması için gelecek oturuma kadar kesin süre verilmesi" Kanunun tayin ettiği sürenin kısaltılması ve bu yolla savunmanın kısıtlanması niteliğinde olup bozma nedeni olarak görülmüştir.
2-Hakim kendisi süreleri tayin ederken de yargılama da yapılacak müteakip işlemlerin niteliğini ve özellikle amacı gözetmek zorundadır.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 253 ve müteakip maddelerinde tanıkların ne suretle dinleneceği kurala bağlanmıştır.Hakim davada ortaya konacak yazılı delil yönünden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 180.maddesinde yer alan kanuni süreye uymak zorunda olduğuna göre , tanıkların bildirilmesi bakımından da süreyi daha aza indirmekte hukuki yarar olmadığı açıktır.Şu halde tanıkların bildirilmesi yönünden de bir günlük süre amaca uygun olmayıp hakim bu süreyi tayin ve takdir ederken de yanılmıştır.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 17.04.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy