(743 S. K. m. 77/3, 462, 519/3)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1 - Ehil olmayanlardan başka herkes vasiyet ile mirascı veya lehine vasiyet yapılan kimse olabilir. Hükmi şahsiyeti olmayan bir cemaata muayyen bir gaye için vuku bulan teberrular, o gayenin temini şartı ile cemati teşkil eden kimselere ait olur. Bu suretle gayenin temini kabil olmazsa o teberru, tesis ( vakıf ) addolunur ( MK. 519/3 ).
Medeni Kanunun 74. maddesi ikinci fıkrası gereğince vakfın tescili yahut vakfın gayesine göre teşkili mümkün olmadığı veya vakfa tahsis edilen mallar gayenin tahakkukuna yetmediği takdirde ... mallar ... mümkün mertebe gayece aynı olan bir vakfa tahsis olunur ( MK. 77/3 ).
Muris kanuni veya mansup mirasçısına veya bir vasiyet alacaklısına belirli bir amacı elde etmek üzere bazı mükellefiyetler ( bir şey yapma veya yapmama borcunu ) yükleyebilir ( MK. 462 ). Mükellefıyette ön planda rol oynayan unsur amaçtır. Bu amacın arkasında ondan istifade eden kişiler de bulunabilir.
Vasiyetname yorumlanırken murisin gerçek iradesinin açığa çıkarılmasına gayret gösterilmelidir. Yorum yapılırken mümkün oldukça muris arzularının ayakta kalmasına dikkat edilmelidir.
Muris 21.9.1993 tarihli vasiyeti ile Gemlik Kuran Kursuna, eşine, İnegöl kuran kursuna muayyen mal vasiyetinde bulunmuştur.
Vasiyetçi ( gayesinin ) amacının söz konusu kurslardan istifade edilenlere destek sağlamak olduğu açıktır. Gayenin oluşmasında sorumlu kamu kuruluşunun kimliği önem taşımaz. O halde yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde olaya yaklaşmak bu gayenin gerçekleşmesi için tahsisin bir vakıf kurmaya elverişli olmadığı anlaşılsa dahi mükellefiyet biçiminde kabulü ile murisin gayesini ve son arzularını ayakta tutmak gerekirken olaya uygun düşmeyen düşüncelerle de vasiyetnamenin iptali doğru bulunmamıştır.
Öte yandan hükmüne uyulan 8.11.1999 tarihli bozma ilamında lehtarın Diyanet Vakfı olduğu açıklanmıştır. Bu kararın dahi davalı lehlar yararına usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden "lehine vasiyet yapılan kuran kurslarının hükmü şahsiyeti olmadığından cemaat şeklinde adlandırılabilecek guruplara vasiyet yapılamayacağından" söz edilerek vasiyetin iptaline karar verilmesi yanlıştır.
Medeni Kanunun 499 ve 500. maddesinde vasiyetnamenin iptali sebepleri sıralanmıştır. Lehtarın isminin yorumda belirlenebilecek biçimde gösterilmiş olması iptal sebepleri arasında yoktur. Bu yönde gözetilmeden iptal davasının kabulü kanuna aykırıdır.
2 - Hükmüne uyulan bozma ilamında ne müftülüklerin ve ne de Diyanet İşleri Başkanlığının bu davada temsil yetkisinin bulunmadığına işaret edildiği halde davacıların temsilcide hata ettikleri dikkate alınmadan Gemlik ve İnegöl müftülükleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın davalılar arasında gösterilmesi doğru değildir.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 10.5.2001.
Full & Egal Universal Law Academy