(743 S. K. m. 649) (818 S. K. m. 61)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacı, tarafların 1-2'şer paydaş olduğu taşınmaz üzerindeki inşaat payından fazla ödemelerinin ve söz konusu payının davalıya temlikinden sonra yaptığı harcamaların karşılığının tahsilini istemiştir.
Taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin iki döneme ayırarak ihtilafı çözmek gerekir. Davacı payının 4.2.1997'de davalıya temlik etmiştir. O tarihe kadar inşaata yapılan harcamalarından taraflar payları olan 1-2'şer oranında sorumludurlar. Davacı o dönemde payından fazla bir harcamada bulunmuş ise bu davalıda olan alacağı niteliğindedir. Söz konusu payın sonradan davalıya temlik edilmiş olması davacının o alacağından feragat ettiğini ya da o alacağında temlik ettiğini göstermez. Esasen davalının bu yönde bir iddiası olmadığı gibi böyle bir kabulü haklı kılacak bir delil de yoktur.
Öte yandan davacı 4.2.1997 de tamamen davalıya ait hale gelen taşınmaz mala bir harcama yapmışsa bunun davalıya bağışlandığı ispat edilmedikçe vekâlet ya da vekaletsiz tasarruf hükümlerine göre davalıdan istenebilir. Davalı bu harcamaların bağış olduğunu kabule elverişli bir delil getirmemiştir. Şu halde davacının 4.2.1997 tarihinden sonra yaptığı giderlerin tahsiline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.
Şu halde mahkemece yapılacak iş, söz konusu inşaatın 4.2.1997 tarihindeki değerini ve bu tarihe kadar davacının yaptığı giderleri belirlemek davacının 1-2 payından fazla bir harcaması çıkarsa fazla harcama ile 4.2.1997 tarihinden sonraki harcamalarının tamamının tahsiline karar vermekten ibarettir.
Böyle bir araştırmaya dayanmayan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün 2. bentte açıklanan sebeple taraflar yararına bozulmasına, davalının bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının 1. bentteki sebeple reddine, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, bozmada oybirliği sebebinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Taşınmaz, davacı ve davalı tarafından 14.12.1995 tarihinde arsa olarak 1-2, 1-2, paylı olmak üzere üçüncü şahıstan satın alınmış, 18.6.1996 tarihinde Belediyeden inşaat ruhsatı alınarak dublex bina inşaatına başlanmış; inşaat devam ediyorken, davacı taşınmazdaki 1-2 payını 4.2.1997 tarihinde davalıya satış suretiyle devretmiştir. Bu tarihte davalı taşınmazın tamamına malik olmuş, davacının arsa üzerinde hakkı kalmamıştır.
Medeni Kanununun 649.maddesi gereğince, yapı sökülmezse arsanın bütünleyici parçası olur. Bu durumda arsa maliki haklı bir sebep olmaksızın zenginleşeceğinden (BK.m.61) bu zenginleşmeye karşılık malzeme sahibine belirli bir tazminat miktarı malzeme sahibine belirli bir tazminat ödemek zorundadır. Medeni Kanunun 649.maddesine göre verilecek bu tazminatın miktarı malzeme sahibinin, iyi niyetli olup olmamasına göre değişecektir. Üzerine inşaat yaptığı arsanın kendi mülkü olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi iyi niyetlidir. Arsa sahibi inşaata açık veya zımni muvafakat vermişse, ya da malzeme sahibinin böyle bir onayın bulunduğunu kabul için haklı sebepleri varsa malzeme sahibi, arsanın başkasına ait olduğunu biliyor olsa bile iyi niyetli sayılır. Taraf evli olduğuna göre, davacı iyi niyetli sayılır. Davacının inşaata başlanıldığı tarihten kendi payını davalıya devrettiği 4.2.1997 tarihine kadar inşaat için yaptığı harcamalar, devir bedelinin içindedir. Bu bakımdan o tarihe kadar olan harcamalar için davacı malzeme karşılığı tazminat talep edemez.
Arsanın mülkiyetinin tamamının davalıya geçtiği tarihten sonra iyi niyetli olarak yaptığı harcama bedeli karşılığında muhik bir tazminat talebine hakkı vardır. (MK.649)
Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun bozma kararlarının bu bölümüne iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy