(743 S. K. m. 2, 3, 134, 144, 145) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartı ile geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. (MK.144) Yoksulluk nafakasının mutlaka boşanma davası devam ederken istenmesi gerektiği yönünde bir kanun hükmü yoktur. Ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılacak davalarda davacının boşanma anında boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünün anlaşılması, yanında halende bu yoksulluğun devam ettiğinin belirlenmesi gerekir.
Güner'in (koca) 9.1.1989 tarihinde açtığı dava sonunda tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davalı vekilinin kabulü sebebiyle boşanmaya karar verildiği açıklanmıştır. Medeni Kanun 134/3. maddesi çerçevesinde davalı asıl dinlenmediğinden bu kararı Medeni Kanunun 134/3. maddesi çerçevesinde oluşmuş ve o çerçevede sonuç doğuran bir karar olarak kabul etmek mümkün değildir. Şu halde boşanma hükmü Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 237. maddesi uyarınca konu birliği olan hususta kesin hüküm ve dava manii teşkil eder. Bu boşanma ilamında yoksulluk nafakası konusunda ne açık ne de zımni bir hükmün varlığından söz edilemez. Keza gerek boşanma ilamında ve gerekse boşanma dava dosyası içeriğinde davalının kusuru olabilecek sübuta ermiş hiçbir davranış bulunmamaktadır. Şu halde boşanmaya yol açan olaylarda davalının daha ziyade kusurlu olduğu kabul edilemez.
Toplanan delillerle tarafların, kocayı Almanya'ya gönderip, orada bir Alman uyruklu ile evlenmesi yolu ile oturma ve çalışma amacına yöneldikleri anlaşılmaktadır. Bu olguda davacı kadın daha ziyade kusurlu yada kötü niyetli kabul edilemez. Medeni Kanunun 2 ve 3. maddeleri hükümleri yolu ile davayı ret etmek de doğru olmaz.
Davacıya boşanma olayından sonra uzun süre davalının babasının (kayınpederlerinin) bakmış olması onun boşanma anında büyük bir yoksulluğa düşmesi gerçeğini ortadan kaldırmaz. Davalının babası ve kardeşlerinin bu davranışına, davalının hukuka aykırı elde ettiği boşanmanın bir tazminatı olarak bakmak hatta davalı adına yapılan bir yoksulluk nafakası ödemesi olarak nitelemek hakkaniyete uygun düşer. Taraflar arasında evlilik ilişkisinin 1996 tarihinde davacı ile davalının kardeşi arasında ortaya çıkan olay tarihine kadar devam ettiği ve bu sebeple Medeni Kanunun 145. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının kaldırılması şartlarının oluştuğu yönündeki mahkeme gerekçesini destekleyen yeterli delil de yoktur. Aksine dinlenen tanık sözleri ve nüfus kayıtlarından davalının Almanya'da 18.7.1989 da Sanja Beyni adlı bir kadınla evlendiği, Luminita adlı kadından olma 25.11.1997 doğumlu bir çocuğunun olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde davacı yararına uygun yoksulluk nafakasına hükmetmek gerekirken, davanın yetersiz gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 22.01.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy