(4721 S. K. m. 19, 168, 185/3) (1086 S. K. m. 9/3) (1587 S. K. m. 4)
Dava : Taraflar arasındaki Boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı kadın 30.4.2002'de bu davayı Aksaray Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış, davalının cevap süresi içerisinde yetki itirazında bulunması üzerine, yerel mahkeme, cevapta gösterildiği üzere Karaman Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu belirleyerek yetkisizlik kararı vermiştir.
Davacı ikametgahının Aksaray olduğundan söz ederek kararı temyiz etmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 9/3. maddesinde boşanma davasını inceleme yetkisinin davacının ikametgahı ( yerleşim yeri ) mahkemesine ... ait olduğunu açıklamakta olmasına karşılık 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 168. maddesi yetkili mahkemeyi "eşlerden birinin yerleşim yeri ..." mahkemesi olarak belirlemektedir. Şu halde yetkili mahkemeyi belirlemek için öncelikle eşlerin yerleşim yerinin belirlenmesi gerekmektedir.
4721 sayılı Kanunun 19. maddesi yerleşim yerinin "bir kimsenin sürekli kalmak niyetiyle oturduğu yer" olduğunu açıklamıştır. Şu halde bir yerde bulunmak, bu süre neye ulaşırsa ulaşsın o yerin yerleşim yeri olduğunu kabul etmek için yeterli olamaz. Oturmanın yanında "sürekli kalma amacının da" eklenmesi ve bunun ispatlanması gerekir. Davacı her ne kadar Aksaray'da oturduğunu ileri sürmekte ise de, bu onun kocası ile aralarında çıkan ihtilaf sebebiyle Aksaray'da oturmasından kaynaklanmaktadır.
İlmi eserlerde açıklandığı üzere yerleşim yeri ( ikametgah ) bir kişiyi toplum içinde bireyselleştirmeye yarayan öğelerden biridir. Yerleşim yerinin belirlenmesinde Kişinin yaşamında ağırlık merkezini oluşturan iş ve aile ilişkilerinin toplandığı yerin belirlenmesi önem kazanır. Kişinin sürekli de olsa belirli bir yerde olan her ilişkisini, yerleşim yerine delil olarak kabul etmek doğru olmaz. Kişinin doğduğu yer, iş yerinin bulunduğu yer kişinin sürekli ilişkisinin bulunduğu yerler olmakla birlikte, ( ikametgah ) yerleşim yerini belirlemeye yeterli olamaz. ( Prof. Dr. Zevkliler, Medeni Hukuk, 5. bası, sf: 371 ve devamı; Prof. Dr. A. Ataay, Şahısla Hukuk, 1978, sf. 233; Prof. Dr. B. Köprülü, Medeni Hukuk 1984, sf. 355 ) Şu halde ikametgahın belirlenmesi için fiilen oturulan yer yanında davacının sürekli oturma amacını belirlemek gerekir.
"Evli eşler birlikte yaşamak... zorundadır" ( TMK.185/3 ) Şu halde eşlerin yerleşme amacını birlikte oluşan iradeleri belirler. Nüfus Kanunun 4. maddesi "Her Türk Türkiye'de ikametgahının veya sonradan ikametgah edinmişse edindiği yerin nüfus memurluğuna kendisini yazdırmaya ... mecburdur" emrini taşımaktadır. Şu halde bu kanun emri ile ortaya çıkan durum, kişinin ( ikametgah ) yerleşim yerini tespit iradesine bir karine oluşturur. Taraflar Karaman'da oturmaya başlamışlardır. Aksaray nüfus siciline kayıtlıdırlar. Mahkemece yapılacak İş taraflardan yerleşim yeri ( İkametgah ) konusunda delillerini sorup gösterdikleri takdirde toplayıp sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 7.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy