(743 S. K. m. 241, 242, 295, 303) (1587 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı N.'nin davalı C. aleyhine açtığı dava ile, A. ile evlilik dışı beraberliğinden olan A., N. ve B. adlı çocuklarının 1995 yılında ölen A.'nın eşi C.'nin nüfusuna yazıldığından bahisle çocukların babası olduğunun kabulü ile neseplerinin düzeltilmesine karar verilmesini, mahkemedeki beyanı ile de nüfus kaydındaki yanlışlığın düzeltilmesini istediği, mahkemece davalının beyanı esas alınarak davanın kabulü ile A., N. ve B.'nin C. olarak gözüken baba adlarının N. soyadlarının da T. olarak düzeltilerek nüfus kütüğüne tesciline karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.Dava niteliği itibariyle babalık davasıdır.
Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte olan Türk Medeni Kanunu'nun 295. maddesinde, evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tayini için ikamet dava edebilir. Çocukta bu hakkı haizdir. Dava, baba veya mirasçıları aleyhine ikamet olunur hükmü mevcut olup, babanın babalık davası açabileceğinden söz edilmemiş, aksine babayı ve mirasçılarını, aleyhlerine dava açılacak kişiler olarak göstermişken aktif dava ehliyeti bulunmayan babanın açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Aynı Kanunun 241. maddesi uyarınca evlilik mevcut iken veya zevalinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası, kocadır. 242. maddesine göre, koca, doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde çocuğu reddedebilir. 303. maddesine göre ise, ana gebe kaldığı zaman evli idiyse; babalık davası, ancak çocuğun nesebi sahih olmadığına hakim hükmettikten sonra ikame edilebilir.
Dosyada mevcut nüfus kaydından çocukların doğduğu tarihte davalı C. ile A.'nın evli olduğu görülmekte olup, kocanın çocukların nesebine reddettiğine ilişkin bir belgeye de dosyada rastlanmamaktadır. Bu sebeple de, mahkemece isteğin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava mahkemece, nüfus kaydındaki baba adının düzeltilmesi olarak kabul edilip, hüküm kurulmuş olduğuna göre, 1587 sayılı Nüfus Kanunu'nun 46. maddesi gereğince davanın nüfus idaresi temsilcisi ve Cumhuriyet Savcısının huzurunda görülmemesi de doğru bulunmamıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18/6/1997 gün ve 1997/5865-7104 sayılı kararı)
Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. 09.12.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy