(4721 S. K. m. 7)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa İcrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 10.4.2002 tarihinde duruşmalı temyiz eden Cavit vekili Av. İ.Ö.ç., Veri vekili Av. S.K. geldiler. Diğer asli müdahil Kastriot vekili avukat tebligata rağmen gelmedi. Karşı taraf vekili Av. İ.U., Av. S.Ö., Av. H.V.S. geldiler. Temyiz etmeyen diğer davalılar Sudi, Kujtim, Astrit, Bajame vekili Av. N.Ö., Selfo vekili F.Ü., davalılardan Saniye geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Evlat edinmenin şekli, işlemin yapıldığı yer hukukuna tabidir. (Logus Regit Achtum) Evlat edinme, evlatlığın tabiyetine etki yapmaz. Miras hukukuna ilişkin hüküm ve neticeler söz konusu olan hallerde mirası idare eden hukuk uygulanır.
Muris, 1963'te Türk vatandaşlığını kabul etmiş, 1977' de ölmüştür. Murisin 1964'te Arnavutluk'ta Arnavut uyruklu Cavit ve Veri 'yi 116 numaralı kararla evlat edinmiş olup olmadığı ihtilaflıdır. Ancak bu işlem nüfus siciline işlenmiştir. Evlatlık ilişkisinin iptali yönünde mahkemece verilen süre üzerine Arnavutluk'ta açılan davalar işlemsiz bırakılmış ve oluşan sicilin aksini gösterir bir kayıt da getirilmemiştir.
Sicillerin aksi ispat edilene kadar bunlara değer verilmesi zorunludur. (MK. m. 7) Davadan sonra ibraz edilen, ancak mahkemece tartışılıp değerlendirilmeyen belgeler de hükme esas alınamaz.
Gerçekleşen bu durum karşısında Veri ve Cavid'in murisin evlatlığı olduğu kabul edilip, menkul ve gayrimenkuller yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 250.000.000. TL vekalet ücretinin Naciye'den alınıp Cavit ve Veri'ye verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 9.5.2002 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy:
Davacılar Naciye ve Veri Fatih 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 9.95/57 esas sayılı veraset ilamına dayanak olan Yahya ve Cevriye tarafından Veri ve Cavit'in evlat edinmelerine dair Arnavutluk idaresine ait 20.10.1964 tarih 116 nolu kararın sahte ve geçersiz olduğunu, davacı Veri ayrıca tek evlat edinilenin kendisi olduğunu iddia etmektedir. Bu yönde gösterilen deliller toplanmış olup, davada mesele olarak tartışılmalıdır.
Dosyadaki Arnavutluk idaresine ait yazılar ve Arnavutluk mahkemelerinden temin edilen mahkeme kararı içeriklerine göre evlat edinme işlem tarihi 1964'te ve muris Yahya'nın öldüğü 1977, Cevriye ve Yahya'ya ait nüfus kayıtlarının çıkarıldığı 20.5.1985'te dahi Arnavutluk arşivlerinde 10.10.1964 tarih 116 nolu belge ve bu belgeye dayanılarak oluşturulmuş nüfus kayıtları mevcut değildir. Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 1977 yılında muris Yahya'dan veraset ilamı temin amacıyla dava açılmış, aslı dosyasında mevcut nüfus. kayıt beyanlarına göre mirasçıların eş Cevriye, kardeş Hatem (ölümüyle çocukları) ve kardeş Made (Hade) çocukları olduğu tespit edilmiştir.
Ukrepar Cumhuriyet Savcılığı'nın 5.1.1996 tarihli kararnamesine göre davalı Cavit 116 nolu kararnamenin sureti olduğunu iddia ettiği belgeyi kendi öz kaydının bulunduğu NÜfus Müdürlüğü'ne 1993 yılında ibraz etmiş, bundan sonra Arnavutluk'ta işlemin tarafları ve mirasçılar arasında yasal süreç başlamıştır. İşlemin tarafı Cevriye 1993'te Arnavutluk'ta dava açarak 116 nolu karar suretinin sahte olduğunu iddia etmiştir. Onun 1994'te ölümüyle Veri aynı iddia ile davaya devam etmiştir. 18.5.1996' da inceleme yapan eksper aynı kararın arşivde fotokopisini bulmuştur. Davada temin edilen bilirkişi raporları ile adı geçen belgenin sahte olduğu açıklanmıştır. Yine Arnavutluk'ta 1994-1995 yıllarında birbirinden çok farklı mirasçıları içeren veraset ilamları alınmıştır.
Murisin ölümü akabinde 1977'de Türkiye'de veraset davası açan işlemin tarafı ve muris eşi Cevriye, murisin kardeşi ve aynı zamanda davacı Veri'nin babası olan Hatem kendilerinin mirasçı olduğunu iddia etmişler, 1992'de Cevriye ve Veri'nin de davacı olduğu vasiyetnamenin açılmasına dair davada aynı iddia sürdürülmüştür.
Murisin pasaport belgelerinden işlem tarihinde Arnavutluk'ta olmadığı bellidir. İşlemin taraflarınca davada sosyal anlamda bir evlat ebeveyn ilişkisi kurulduğu dahi iddia ve ispat edilememiştir.
Söz konusu 116 nolu kararname 19.5.1948 tarih 602 sayılı Arnavutluk Evlat Edinme Kanunu'nun 2. maddesi içeriğine göre geçerli koşulları taşımamaktadır. İşlem sadece eş Cevriye'nin talebi üzerine yapılmış muris Yahya'nın istemi ve rızasından söz edilmemektedir. Çocukların velilerinin rızalarının alındığına dair belgede de bir ibare yoktur.
Şu halde 1964 ve murisin ölümünden yıllar sonra ortaya çıkan aslı ve dayanak belgeleri bulunmayan sahteliği hakkında işlemin taraflarınca davalar açılıp raporlar düzenlenip kararlar verilmiş olan bir belgeye dayanılarak oluşturulmuş nüfus kayıtlarına itibar etmek mümkün değildir.
Kaldı ki, muris 2.11.1963 tarihinde Türk vatandaşlığına geçmiş ve ölene kadar Türkiye'de yaşamıştır. 116 nolu kararname ve ölüm tarihinde 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun yürürlükte değildir. Yürürlükte olan EHUH göre miras hukukuna ilişkin hüküm ve neticeler söz konusu olan hallerde mirası idare eden hukuk uygulanır. Muris Türk vatandaşı olduğuna göre uygulanacak hukuk Türk Kanunu Medenisi'dir. Evlat edinme işlemi Türk Kanunu Medenisi'nin 253. maddesine de uygun bulunmamaktadır.
Muris Yahya'nın ölüm tarihinde Arnavutluk ve Türkiye arasında mirasçıların gayrimenkul edinmeleri konusunda mütekabiliyet mevcut değildir.
Veri'nin davası açısından, sadece kendisinin evlat edinildiği iddiası, hiçbir delil gösterilmemiş olduğundan ispatlanamamıştır.
Açıkladığım bu nedenlerle dairenin çoğunluk görüşüne katılmıyor ve hükmün onanması gerektiğini düşünüyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy