(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacının daha önce açıp hükme bağlanan 1998/7 esas sayılı davada 1989/50-31 esas sayılı veraset ilamının iptali istenmiş ve retle sonuçlanmıştır. O davada yalnızca Sait Ak davalı durumundadır. Bu davada ise 1963/14-50 sayılı veraset ilamının iptali istenmiştir. Davada Sait Ak'ın yanında diğer hak sahibi olan kişilerde davalı durumundadırlar. Şu halde kesin hüküm için Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 237. maddesinin aradığı taraf ve konu birliği bulunmamaktadır. Her iki davada iptali istenen veraset ilamlarının muris Süleyman oğlu Resul'e ait olması da konu birliği oluştuğunu göstermez. Tarafların delilleri değerlendirilip sonucu uyarınca karar vermek gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeple bozulmasına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Kesinleşen iki hükümde de davacı taraftır ve konuları aynıdır. Davacı yönünden kesin hüküm oluşmuştur. Kesin delil kabul edilse dahi aksini gösterir kuvvette bir delil ortaya konmamıştır. Kararın onanması gerektiği görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy