(4721 S. K. m. 4, 174/2, 186) (743 S. K. m. 4, 143/2, 152)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm manevi tazminat ve ziynet eşyası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Karar altına alınan eşyanın tespit dosyasına atıf suretiyle hüküm kurulmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/5. maddesi, hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer, açık , şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Gerekçeli kararın da kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur. (HUMK. m. 381/2).
Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmıyacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ancak bu yönden temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
2-Boşanmaya yol açan olaylada tüm kusur davalıdadır. Davalı davacıyı dövmüştür.
Medeni kanunun 143/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler, kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakimin manevi tazminata hükmedebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda hiçbir kusurunun olmadığı, karşı taraf ise tam kusurlu olup, kişilik haklarına ağır saldırı teşkil etmektedir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı (MK Md.4) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Gerek davaya karşı verilen cevap ve gerekse tanık beyanları ile dava konusu ziynet eşyasının evlilik içerisinde harcandığı anlaşılmaktadır. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 152. maddesi çerçevesinde kanunun kocaya yüklediği görevler de dikkate alınacak bu sorumluluğu kaldıran özel bir anlaşma ıspat edilmedikçe, bu harcamalar için yapılan ziynet karşılıklarını koca ödemek zorundadır. Bu yön gözetilmeden davacının ziynet eşyası yönünden talebinin reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Hükmün 2 ve 3. bentte açıklanan sebeple BOZULMASINA temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 25.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy