(4721 S. K. m. 166) (743 S. K. m. 134) (1086 S. K. m. 163)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm maddi-manevi tazminat ve kusur yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Davacıya delillerini bildirmesi için 2.11.2000 tarihli oturumda 10 günlük kesin mehil verilmiş davacı tanık delilini bu süre geçtikten sonra bildirmiştir. Davacı bu durumda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 163. maddesi gereğince tanık bildirme hakkını kaybetmiştir. Bu sebeple gösterilen davacı tanığı dinlenemez ve dinlense de beyanı hükme esas alınmaz. Diğer yönden dava 21.3.2000 tarihinde açılmış, dövme olayı ise dava tarihinden sonra 13.4.2000 tarihinde meydana gelmiş olup, bu davada boşanma sebebi kabul edilemez.
Medeni Kanunun l34/1-2.maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun l34/l maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak hükmün boşanma yönü temyiz edilmediğinden bozma sebebi sayılmamıştır.
2-Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalının bir kusuru yoktur. Medeni Kanunun 143/1-2. maddesi şartları oluşmamıştır. Davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 02.04.2002 sa.
Full & Egal Universal Law Academy