(1086 S. K. m. 8) (4721 S. K. m. 316)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisine göre evlatlık bağının kurulabilmesi için önce Sulh Hukuk Hakiminden "evlat edinmeye izin" kararının alınması, sonra resmi senet düzenlenmesi gerekiyordu. 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda bu ikili yapı kaldırılmış, evlatlık bağının "mahkeme" kararıyla kurulacağı hükme bağlanmıştır. Kural olarak asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8/5. maddesindeki yetki kuralı, eski yasada evlat edinme ilişkisinin ikili ve farklı bir şekilde kurulmasından kaynaklanmaktaydı. Oysa yeni Türk Medeni Kanununa göre evlat edinme ilişkisinin kurulacağı "mahkeme kararı" eski kanundaki "izin" kararından farklıdır. Hakimin, evlat edinmeye karar vermeden önce ciddi bir araştırma yapması, evlat edinenle edinileni dinlemesi (TMK. md. 316) gerektiğinde uzmanların (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi) görüşünü alması, evlat edinenin altsoyu varsa onların tavır ve düşüncelerini değerlendirmesi ve kanunda gösterilen diğer şartları araştırması gerekmektedir. Yeni kanunumuzda, evlatlık ilişkisinin düzenlendiği maddelerde "mahkeme", "hakim" ifadelerinin kullanılmış olması da görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu göstermektedir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan davanın her safhasında resen gözetilir. Bu konuda usuli kazınılmış haktan söz edilemeyeceği gibi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7/son maddesi hükmünün uygulanması da mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esası incelenip karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 08.04.2002
Full & Egal Universal Law Academy