(4721 S. K. m. 506, 561, 564, 570) (743 S. K. m. 453, 503, 506, 512)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar murisleri Vahit'in kendilerini miras hakkından mahrum etmek için 4 taşınmazdaki hisselerini bizzat ve gelini Fatma aracılığı ile davalılar Nazım, Şahin ve Hakkı'ya devrettiğini açıklayarak tenkis talebinde bulunmuşlardır.
Davalılardan Hakkı 11.04.1994 tarihli celsede davayı kabul etmiş, diğer davalılar reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Davacı Ayşe davasını takip etmeyerek, dosya onun açısından 29.4.1987'de işlemden kaldırılmıştır.
Mahkeme 19.7.2000 tarihli ilk kararı ile Ayşe'nin tenkis talebi için davanın açılmamış sayılmasına, davacı Emine için ise davanın kabulüne, davalı taşınmazlarda davalılar hisselerinin 1/8'nin iptali ile davacı adına tesciline karar vermiş davalı Hakkı kararı temyiz etmeyerek onun açısından hüküm kesinleşmiştir. Davalılar Salim ve Naci'nin temyizi üzerine karar, kasta yönelik temyiz itirazları reddedilerek tenkis hesabı yönünden Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkeme sonuç olarak davacı Emine açısından bir önceki kararı gibi hüküm kurmuş, bu son karar davalılar Fatma, Salim ve Nazım tarafından temyiz edilmiştir.
A) Davalı Hakkı açısından 19.7.2000 tarihinde verilen karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olmasına karşın yeniden hüküm kurulması doğru bulunmamış ise de sonuca etkili değildir.
B) Diğer davalılar açısından mahkeme 19.03.2001 tarih ve 2001/2528 esas sayılı bozma ilamına uymasına rağmen bu ilamın gereklerini yerine getirmemiştir.
1- Dava konusu taşınmazlarda davalıların muris ve gelini Fatma vasıtasıyla intikal eden hisseler dışında, 3. kişilerden edindikleri tenkis hesapları dışında tutulmalıdır.
2- Davalılara muris ve gelini vasıtasıyla intikal eden hisselerin ve ayrıca murise ait temlik dışı taşınmazların, menkuller, hak ve alacakların (ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetin) bilirkişiler vasıtasıyla ve usulünce murisin ölüm tarihindeki değerleri tespit ettirilmelidir. Bu suretle elde edilecek değerler terekenin aktifini oluşturacaktır.
3- Cenaze gideri, murisin bakmakla yükümlü olduğu eşi ölüm tarihinde sağ olduğundan onun l aylık nafakası, borçları vs. gibi giderlerinin ölüm tarihi itibarıyla değerleri saptanmalıdır. Bu değerlerin tamamı terekenin pasifini oluşturacaktır.
4- Tereke aktifinden tereke pasifinin çıkarılması suretiyle bulunacak miktar net tereke tutarıdır.Bundan sonra Medeni Kanununun 453.maddesinde belirlenen mahfuz hisseye tecavüz edilip edilmediği tesbit edilmelidir.
5- Murisin ölüm tarihinde eşi Güllü sağ olup, öncelikle onun saklı payı (ki muris 983'de öldüğüne göre eşin mahfuz hissesi mirastan mülkiyet hakkı olan miktarın tamamıdır.) Net tereke mevcudundan indirilmelidir.Elde kalan tutarın l/4'ü murisin tasarruf nisabı, 3/4'ü ise füruun mahfuz hisse tutarıdır.Muris Vahit'in 6 çocuğu bulunmasına göre davacı Emine'nin mahfuz hissesi füruun miras payı tutarının 3/4'ü olan terekenin tamamına göre 3/32'si olacaktır.Bundan sonra murisin temlik dışı terekesinden davacının miras hisselerine düşen tutar belirlenerek, bu miktar davacının bulunmuş olan mahfuz hissesinden indirilmelidir.Elde edilecek kıymet davacı Emine'nin mahfuz hissesine tecavüz tutarı olacaktır.
6- Hesaplamalar sonucu davacının mahfuz hissesine tecavüz söz konusu değil ise dava reddedilecektir. Aksi halde Dairemizin bozma ilamına göre saklı payı zedeleme kastının varlığı kabul edilmiş olmakla artık sabit tenkis oranı hesaplanmalıdır.
7- Sabit tenkis oranı davacı Emine'nin mahfuz hissesine tecavüz tutarının, temlik edilen taşınmazların (hisselerin) murisin ölüm tarihi itibarıyla değerleri toplamına bölünmesi ile bulunacaktır.
8- Sonraki aşamada davalı taşınmazların sabit tenkis oranına göre bölünüp bölünmeyeceği araştırılmalıdır.(MK. md.506)
a) Taksim mümkün ise Medeni Kanunun 512. maddesindeki sıra gözetilerek (murisin tasarruflarının en son tarihli olanından başlayarak en önce vaki olana doğru çıkmak suretiyle saklı payı tamamlamak) ve mahfuz hisseli mirasçılar açısından Medeni Kanunun 503. maddesindeki sorumluluk dikkate alınarak (davalıların mahfuz hisselerinin bertaraf edilmemesi gerektiği) ve davalı Hakkı'nın davayı kabul etmiş olması nedeniyle davacıya geçen hisse miktarları da unutulmayarak ayrılan kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
b) Taksim mümkün değil ise davalılara Medeni kanununun 506. maddesindeki seçimlik hak kullandırılmalı, ardından seçimlik hakkın kullanıldığı tarih itibarıyla davaya konu taşınmazların (hisselerin) değerleri usulünce bilirkişilere tesbit ettirilmelidir.
Sabit tenkis oranı ile temlike (davaya) konu taşınmazların (hisselerin) seçimlik hak tarihindeki değerleri toplamının çarpımı sonucu bulunacak bedel, davacı Emine için mahfuz hissesine tecavüz karşılığı, hükmedilecek bedel olacaktır. Davacı yararına tazminata (bedele) hükmederken de davalı Hakkı hakkındaki davanın kabul edilmiş olması nedeniyle davacıya geçen taşınmaz değerinin hükmedilecek miktardan düşülmesi dikkate alınmalıdır.
Açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
C) Kabule göre ise, Dosyadaki belgelerden davalı taşınmazların taksiminin mümkün olmadığı anlaşılmasına rağmen davacıya gayrimenkullerde pay verilmesi Türk Kanunu Medenisinin 506. maddesine aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 18.04.2002
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy