(4721 S. K. m. 500, 506, 507, 563, 564) (743 S. K. m. 447, 453, 454, 505, 506)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Muris Cemal, 9.1.2000 tarihinde ölmüş, geriye mirasçı olarak eşi Fikret'i ve evlatlığı olan davacıyı bırakmıştır. Muris, 8.11.1994 tarihli vasiyetnamesi ile, maliki bulunduğu 22 parselde kayıtlı binadaki 20/396 arsa paylı 7 nolu meskeninin 1/2 hissesini ölümü halinde karısı Fikret'e, geriye kalan 1/2 hissesinin yarısını Türkiye Diyanet Vakfına, diğer yarısını da Darülaceze Vakfına, tüm menkul mal, ev eşyası ve bankalardaki parasını da eşi Fikret'e bırakmıştır.
Davacı, vasiyetname ile saklı payının tamamına el atıldığını ileri sürerek, lehlerine teberruda bulunulan davalılara karşı tenkis davası açmıştır.
Davacı murisin evlatlığı olup, mirasta saklı pay sahibidir. (M.K. 447)
Aynı vasiyetname ile hem saklı pay sahibi olan mirasçıya (eşine), hem de gelirinin yarıdan fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflara teberruda bulunulduğuna göre; kanuni mirasçıların saklı paylarının, Medeni Kanunun 453/ll-lll. maddeleri gereğince; normal saklı payın (eşin kanuni miras payının tümü, füruun ise miras payının 3/4) üçte ikisi oranında olacağı gözetilerek, terekenin vefat günündeki haline göre (MK.m.454) tasarruf nisabının ve davacının saklı payının hesaplanması; ölenin temlik dışı terekesi varsa, bundan davacının miras payına düşen miktarın, saklı payından indirilerek tecavüz eden gerçek miktarın saptanması; davacının el atılan saklı payını tamamlamak için Medeni Kanunun 505. maddesi de dikkate alınarak her bir davalıdan ne miktar olması gerektiğinin hesaplanması, açıklanan şekildeki hesaplamadan davacıya; davalıların kazanmasından geriye dönecek miktar ile davalıların kazanmasının teşkil ettiği oranın (sabit tenkis oranı) tespiti, daha sonra Medeni Kanunun 506. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken; mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden ve Yargıtay denetimine açık olmayan bir hesaplama ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Öte yandan, tercih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava gününden itibaren hükmolunması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 16.05.2002 (Prş.)
Full & Egal Universal Law Academy