(2644 S. K. m. 35) (1062 S. K. m. 1) (1086 S.K. m. 67, 238)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 19.06.2002 günü davacı vekili Av. Kezban Hatemi ile Av. Murat Cano geldiler. Usulün 67. maddesi gereğince Av. Kezban Hatemi'nin duruşmayı erteleme talebinin reddine, duruşmaya devam edildi. Karşı taraf Av. Gülderen Şahin geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Tahdidi mutazammın kanun hükümleri yerinde kalmak ve karşılıklı olmak şartı ile yabancı hakiki şahıslar Türkiye'de gayrimenkul mallara temellük ve tevarüs edebilirler. (Tapu K. md. 35) Kanun karşılıklılık esasının ne şekilde belirleneceğini açıklamamıştır. Türk yabancılar hukukunun genel ilkelerinden olan karşılıklı işlem (mütekabiliyet) esası en az iki Devlet arasında uygulanan ve her birinin ülkelerinde diğerinin vatandaşına aynı mahiyetteki hakları karşılıklı tanımalarını ifade eder. Bu ilke anlaşma ile tanıma yanında iç mevzuat bakımından bir engel koyma biçiminde yazılı hukukta yer alabilir.
Ancak en önemli nokta 28.5.1927 günlü 1062 sayılı kanunda ifade edildiği üzere idari karar veya istisnai kanunlarla Türk uyruklular bakımından mülkiyet haklarının kısmen veya tamamen sınırlanıp, sınırlanmadığının daha açık bir ifade ile fiili durumun belirlenmesidir.
Yabancı ülke mevzuatında bir engel olmamakla beraber Türk vatandaşlarının o ülkede taşınmaz mal edinmeleri şu veya bu biçimde fiilen engelleniyorsa, Tapu Kanunu'nun 35. maddesinde açıklanan edinme engelinin bulunmadığını söylemek mümkün değildir.
Bunun yanında yabancı ülke taşınmazın bulunduğu yer bakımından (örneğin sahilde bulunan taşınmazlarla ilgili) izne bağlılık ve yasaklamalar getirilmişse, bizim mevzuatımız bakımından engel olmasa bile sahildeki taşınmazın yabancı tarafından edinilebileceği kabul edilemez.
Davacının mirasçı olduklarının tespitini istediği kişinin Yunanistan vatandaşı olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Türk Hükümeti 1062 sayılı kanuna dayanarak 2.11.1964 tarih 6/3801 sayılı kararla, Yunanistan vatandaşları için karşılıklılık esasına göre sınırlandırmalar getirmiş, temlik yasakları koymuş, bilahare 3.2.1988 tarih 88/12592 sayılı kararla yasaklama getiren kararnameyi kaldırmış ve 23.3.1988 tarih 88/12752 sayılı kararla da temlik yasağı dönemindeki taşınmazların Yunan vatandaşı kişiler adına tesciline imkan tanımıştır.
Mirasın açıldığı 1979 tarihinde; Yunan Devletinin 3.9.1924 tarih 3250 sayılı yasa ile taşınmazlar üzerindeki hukuki işlemleri yasakladığı, daha sonra 1938 yılında kabul edilen, Sınır ve Kıyı Bölgelerinde Alım-Satım Hakkının İstimalinin Yasaklanması Hakkında 1366/1938 sayılı ihtiyaca Mebni Kanun ile Sınır ve Kıyı bölgelerindeki taşınmazlar yönünden yasaklamalar getirilmiş; ayrıca Dışişleri, Milli Savunma, Milli Ekonomi ve Tarım Bakanlarının teklifi üzerine Sınır bölgesi niteliğinin bölgelere göre konulma ve kaldırılması yetkisinin Cumhurbaşkanına tanındığı anlaşılmaktadır. Bu kıyı ve Sınır bölgelerinin tespitinde görüldüğü gibi herhangi objektif bir coğrafi ölçüm, kıstas mevcut olmayıp, bu bölgeler bir kısım vilayetler, ilçeler ve adalar tadat edilmek suretiyle belirlenmiştir. Yunanistan topraklarının % 55'inin söz konusu yasa kapsamına girdiği ifade edilmektedir.
Yunanistan daha sonra Avrupa topluluğuna üye olunca 31.7.1990 tarihinde yürürlüğe giren 1892/90 sayılı Modernizasyon, Kalkınma Ve Diğer Hükümlere Dair Kanun ile yeni düzenlemeler getirmiş, bu düzenlemelerle sınır bölgelerinde Yunanistan ve Avrupa Topluluğu üyesi ülkelerin vatandaşları ile Rum asıllı diğer ülke vatandaşlarına izinle gayrimenkul edinme ve tasarruf imkanı tanınmış, izin vilayetlerde yasaya uygun kurulan komisyonların takdirine bırakılmıştır.
Mirasın açıldığı 1979 tarihi itibarıyla Yunanistan'da Türk vatandaşlarının genel olarak miras yoluyla taşınmazlar edinmelerini doğrudan engelleyen bir kanun hükmü yok ise de; yukarda açıklanan Yunanistan kanunları ile belirlendiği üzere Yunanistan'ın % 55'ini oluşturan Sınır ve Kıyı bölgelerinde, gerekse bu bölge dışında kalan tek tek belirtilmeyen diğer bölgelerde Türklerin gayrimenkul edinimi izne tabi tutulduğundan uygulamada izinle yetkili komisyon ve mercilerin bu yetkilerini Türklerin gerek satın alma, gerek miras yolu ile gayrimenkul edinmelerini önleyici şekilde kullandıkları geçmiş uygulama ile belirlenen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 238. maddesi ile ayrıca ispatına gerek olmayan hukuki bir gerçektir. Bu suretle, gayrimenkulleri miras yolu ile edinme bakımından karşılıklılık esasının bulunmadığı saptanmıştır. Öte yandan Türkiye Cumhuriyetinin Rum asıllı olmayan vatandaşlarının, üzerinde serbestçe tasarruf edemedikleri bir gayrimenkulü miras yoluyla ve tam anlamıyla iktisap ettiklerini kabul etmek de mümkün değildir.
Mirasın açıldığı tarihteki hukuki durumu yansıtmayan Adalet Bakanlığının 02.11.2001 günlü yazılarında yer alan açıklamaların dikkate alınmaması doğrudur. O halde 1994/634 esasa kayıtlı dava sonunda oluşan kesin hükümde dikkate alınarak Tapu Kanunu'nun 35. maddesi gereğince karşılıklılık esası bulunmadığından, söz konusu kişinin gayrimenkuller yönünden mirasçı olamayacağının tespiti ile davanın reddine yönelik kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeplerle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 250.000.000 lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna, oybirliği ile karar verildi. 24.06.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy