(Tapu K. m. 35) (1086 S. K. m. 238)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli Mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle gereği görüşülüp düşünüldü.
"Tahdidi mutazamın kanun hükümleri yerinde kalmak ve karşılıklı olmak şartı ile yabancı hakiki şahıslar Türkiye'de gayrimenkul mallara temellük ve tevarüs edebilirler" (Tapu K. m. 35). Kanun karşılıklılık esasının ne şekilde belirleneceğini açıklamamıştır. Türk yabancılar hukukunun genel ilkelerinden olan karşılıklı işlem (mütekabiliyet) esası en az iki Devlet arasında uygulanan ve her birinin ülkelerinde diğerinin vatandaşına aynı mahiyetteki hakları karşılıklı tanımalarını ifade eder. Bu ilke anlaşma ile tanıma yanında iç mevzuat bakımından bir engel koyma biçiminde yazılı hukukta yer alabilir.
Ancak en önemli nokta 28.5.1927 günlü 1062 sayılı Kanunda ifade edildiği üzere idari karar veya istisnai kanunlarla Türk uyruklular bakımından mülkiyet haklarının kısmen veya tamamen sınırlanıp sınırlanmadığının daha açık bir ifade ile fiili durumun belirlenmesidir.
Yabancı ülke mevzuatında bir engel olmamakla beraber Türk vatandaşlarının o ülkede taşınmaz mal edinmeleri şu veya bu biçimde fiilen engelleniyorsa, Tapu Kanununun 35. maddesinde açıklanan edinme engelinin bulunmadığını söylemek mümkün değildir.
Bunun yanında yabancı ülke taşınmazın bulunduğu yer bakımından (Örneğin sahilde bulunan taşınmazlarla ilgili) izne bağlılık ve yasaklamalar getirilmişse, bizim mevzuatımız bakımından engel olmasa bile sahildeki taşınmazın yabancı tarafından edinilebileceği kabul edilemez.
Davacının mirasçı olduklarının tespitini istediği kişilerin mirasın açıldığı tarihte Yunanistan vatandaşı olduğu davacı vekili tarafından 06.12.2001 günlü oturumda kabul edilmiştir. Türk Hükümeti 1062 sayılı Kanuna dayanarak 2.11.1964 tarih, 6/3801 sayılı kararla, Yunanistan vatandaşları için karşılıklılık esasına göre sınırlandırmalar getirmiş, temlik yasaklan koymuş, bilahare 3.2.1988 tarih, 88/12592 sayılı Kararla yasaklama getiren kararnameyi kaldırmış ve 23.3.1988 tarih, 88/12752 sayılı Kararla da temlik yasağı döneminde iktisap edilen taşınmazların Yunan vatandaşı kişiler adına tesciline imkan tanımıştır.
Mirasın açıldığı 06.04.1982 tarihi itibarıyla Yunan Devletinin 3.9.1924 tarih, 3250 sayılı Yasa ile taşınmazlar üzerindeki hukuki işlemleri yasakladığı, daha sonra 1938 yılında kabul edilen "Sınır ve Kıyı Bölgelerinde Alım-Satım hakkının istimalinin yasaklanması hakkında 1366/1938 sayılı ihtiyaca mebni Kanun ile sınır ve kıyı bölgelerindeki taşınmazlar yönünden yasaklamalar getirilmiş; ayrıca Dışişleri, Milli Savunma, Milli Ekonomi ve Tarım Bakanlarının teklifi üzerine sınır bölgesi niteliğinin bölgelere göre konulma ve kaldırılması yetkisinin Cumhurbaşkanına tanındığı anlaşılmaktadır. Bu kıyı ve sınır bölgelerinin tespitinde görüldüğü gibi, herhangi objektif bir coğrafi ölçüm, kıstas mevcut olmayıp bu bölgeler bir kısım vilayetler, ilçeler ve adalar tadat edilmek suretiyle belirlenmiştir. Yunanistan topraklarının % 55'inin söz konusu yasa kapsamına girdiği ifade edilmektedir.
Yunanistan daha sonra Avrupa Topluluğuna üye olunca 31.7.1990 tarihinde yürürlüğe giren 1892/90 sayılı "Modernizasyon, Kalkınma ve Diğer Hükümlere dair" Kanun ile yeni düzenlemeler getirmiş, bu düzenlemelerle sınır bölgelerinde Yunanistan ve Avrupa Topluluğu üyesi ülkelerin vatandaşları ile Rum asıllı diğer ülke vatandaşlarına izinle gayrimenkul edinme ve tasarruf imkanı tanınmış, izin vilayetlerde yasaya uygun kurulan komisyonların takdirine bırakılmıştır.
Şu halde mirasın açıldığı 1982 tarihinde Yunanistan'da Türk vatandaşlarının genel olarak miras yoluyla taşınmazlar edinmelerini doğrudan engelleyen bir kanun hükmü yok ise de; yukarıda açıklanan Yunanistan kanunları ile belirlendiği üzere Yunanistan'ın % 55'ini oluşturan sınır ve kıyı bölgelerinde, bu bölge dışında kalan tek tek belirtilmeyen diğer bölgelerde Türklerin gayrimenkul edinimi izne tabi tutulduğundan, uygulamada izinle yetkili komisyon ve mercilerin bu yetkilerini Türklerin gerek satın alma, gerek miras yolu ile gayrimenkul edinmelerini önleyici şekilde kullandıkları geçmiş uygulama ile belirlenen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 238. maddesi ile ayrıca ispatına gerek olmayan hukuki bir gerçektir. Bu suretle, gayrimenkulları miras yolu ile edinme bakımından karşılıklılık esasının bulunmadığı saptanmıştır. Öte yandan Türkiye Cumhuriyetinin Rum asıllı olmayan vatandaşlarının, üzerinde serbestçe tasarruf edemedikleri bir gayrimenkulu miras yoluyla ve tam anlamıyla iktisap ettiklerini kabul etmek de mümkün değildir.
Mirasın açıldığı tarihteki hukuki durumu yansıtmayan Adalet Bakanlığının 04.02.2002 tarihli 7613 sayılı yazılarında yer alan açıklamaların dikkate alınmaması gerekir. O halde Tapu Kanununun 35. maddesi gereğince karşılıklılık esası bulunmadığından, söz konusu kişilerin gayrimenkullar yönünden mirasçı olamayacağının tespiti ile davanın menkullere hasren kabulü gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.
Sonuç: Hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy