(1086 S. K. m. 105, 106, 107, 108, 109, 427) (4320 S. K. m. 1)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen ve yukarda gün numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir (HUMK. md. 427). Şu durumda incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.
4320 s. yasa ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu yasanın amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır açıklamaları yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.
Öte yandan yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda müzakeresi sırasında 1/2. maddeye Bu karara karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içerisinde aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazı üç gün içerisinde sonuçlandırır. Bu karar kesindir. İtirazlar verilen tedbir kararının uygulanmasını tehir etmez biçimindeki eklemeye genel kurul müzakerelerinde karşı çıkılmış ve bu ekleme yasa metninden çıkarılmıştır. Bu konunun müzakereleri sırasında konuşmacılar yasanın ön gördüğü kararın tedbir niteliğinde olduğunu hemen uygulanarak aile içi şiddetin bıçakla keser gibi kesilmesi ve ortadan kaldırılması gereğine işaretle onun için Sulh Hukuk Mahkemesi kararı kesin olmalıdır demişlerdir. Bu görüşlere cevap veren ilgili Bakan Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ve ilavelerin taslaktan çıkarılmasını talep ediyoruz; Çünkü bunlar taslakta yer aldığı müddetçe, yasanın ruhuna aykırı olacaktır.... Kusurlu eşin genel hükme göre itiraz hakkı vardır; yani Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz hakkı sağlamak, kusurlu eşe ek bir itiraz hakkı sağlamak anlamını taşımakta, zaten şiddet mağduru olan kadın ve çocukların bu süre zarfında daha çok mağdur olmalarına sebep olmaktadır demiştir. Bu açıklamalardan sonra tasarıya Adalet Komisyonunda yapılan itiraza ait eklemeler çıkarılmış; yasa bu hali ile kesinleşmiştir.
Şu durumda 4320 s. yasa uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasanın 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz edilen ve bu yasanın 109. maddesi uyarınca 10 gün içerisinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, yasanın tedvin amacına uygun düşecektir. Temyiz isteğinin bu nedenlerle reddi gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin REDDİNE, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 04.07.2002
MUHALEFET ŞERHİ
4320 s. Ailenin Korunmasına dair yasanın amacı, aile içersindeki bireylerin birbirlerine yönelik fiziki, sözel ve duygusal kötü davranışları önlemektir. Kanunun hükümet gerekçesinde; Sulh Hukuk Hakiminin, mağdurun tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurunun hemen ardından, tanık yada karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan kararını verebileceğini, şiddete uğrayanın mahkemede şiddete uğrama ihtimalini kanıtlama yükümlülüğü altında da bulunmadığını belirtmiştir. Nitekim bu düşünce altında karara karşı itiraza ait Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik meclis genel kurulunda kabul görmemiş ve metinden çıkartılmıştır. Hakimin bu biçimde derhal (herhangi bir gecikmeye meydan vermeden) tedbir alması sağlanmıştır. Çoğunluk gerekçesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 105. maddesinin uygulanabileceğine işaret olunmuştur. Sözü edilen madde duruşma açılması ile ilgilidir. Duruşma açılması demek, davanın taraflarına murafaa gününün bildirilmesi demektir. Murafaa günü taraflara çıkartılacak davetiye ile bildirilir.
Masraflarının da dava açandan alınması zorunludur. Masrafların yatırılmaması talepten sarfınazar anlamına gelir (TK. md.5, Tebligat Tüzüğünün 6. maddesi). Kanunun birinci maddesinde, başvurudan herhangi bir harç alınmayacağını vurgulamıştır. Amacı başvuruda bulunan aile bireyine kolaylık sağlamaktır. Onu bir yük altına sokmamaktadır. Murafaa açmak için gider istenilmesi caydırıcı unsur teşkil edecektir. Kanunun esprisi ile bağdaşmayacaktır. Yine Tebligat Kanununun 9. ve Tüzüğün 8. ve 12. maddesi, tebligat evrakını gönderen merciinin gönderilen yerin uzaklığını, mevsim şartlarını nakil vasıtalarının durumunu nazara alacağını, murafaa gününün tebligatın belediye hudutları içersinde yapılacaksa üç günden köyde veya, vilayetin sair bir kazasında yapılacaksa on beş günden, sair bir vilayet içerisinde yapılacaksa bir aydan az olamayacağını vurgulamıştır. Tebligatın yurt dışında yapılması durumunda sürenin daha da uzayacağı tartışmasızdır. Bu şekilde, aradan çok uzun zaman geçtikten sonra alınan tedbirin, tedbir olma özelliği de ortadan kalkacaktır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 107. maddesi ise itirazla ilgilidir. İtiraz üzerine duruşma açılması zorunludur. Yukarda murafaa ile ilgili yapılan açıklamalar burada da tekrarlanacaktır. Yasa koyucunun kapattığı bir yol, dolaylı olarak gündeme gelecektir. Tedbir kararı verilebilmesi için Sulh Hakiminin tam bir kanaate sahip olmasına da gerek yoktur. Şiddete uğrama ihtimalini sezinlemesi yeterlidir.
Bu açıklamalar karşısında hakimi evrak üzerinde, duruşma açmadan birinci maddede gösterilen tedbirlerden birini, bir kaçını yahut duruma uygun benzer önlemi almakla mükelleftir. Verilecek karar kanunun amacına, ailenin durumuna, somut olayın özelliğine uygun, objektif ve herkesçe kabul edilebilir olmalıdır. Kesindir. Açıklanan nedenle de değerli çoğunluğun gerekçesine iştirak edilmemiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
4320 s. kanun gereğince verilecek tedbir kararlarında Hakim duruşma yapma zorunluluğunda değildir. Kanun zaten bu hususu Hakimin takdirine bırakmıştır. Bu nedenle Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 105/1. maddesinin bu kanuna tabi işlerde uygulama olanağı yoktur. Açıklanan bu sebeple sayın çoğunluğun kararının gerekçesine iştirak etmiyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy