(743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, boşanmaya ilişkin olup, davalı iddianın yerinde olmadığını savunmuştur. Toplanan delillere göre davalının, devamlı olarak davacıya piç, orospu çocuğu şeklinde ağır hakaretlerde bulunduğu ve bu şekilde kişilik haklarına ağır saldırıda bulunduğu ayrıca kardeşlerinin kocasını dövmeleri hadisesine de kayıtsız kaldığı gerçekleşmiştir. Bu haksız tutum ve davranış karşısında davacı için boşanma davası açmak hakkı doğmuştur. Davacının sadakatsiz hali mahkemece ağır kusur sayılarak dava reddolunmuştur. Oysa davacının sadakatsiz davranış içinde olması davalının ona mütemadi suretle saldırıda bulunmasına hak vermez. Davanın bu sebeple reddi, neticesi bakımından davalıya bundan sonra davacıya saldırma imkanı verir. Böyle bir düşünüş bizzat ihkakı hakka imkan vermek sonucunu doğurur. Olayda bir tarafın kusurunu diğerinden ağır kabul etmek mümkün değildir. Evlilik birliği temelinden sarsılmış olup, iki taraf yönünden de devamı beklenemez. Bu itibarla boşanma kararı verilmesi gerekirken davanın yetersiz gerekçe ile reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 12.07.2002
MUHALEFET ŞERHİ
Toplanan delillerden davacı kocanın başka bir kadınla ilişki içinde olduğu, davalı kadının ise bir defasında kocaya hakaret ettiği anlaşılmakta ise de, bu hakaretlerin devamlı olmadığı bir kavga sırasında tahrik sonucu olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Kadının kardeşlerinin davacıyı dövmesi kadından değil, koca ile kayınbiraderler arasındaki bir alacak meselesinden kaynaklanmakta olup, bu olaylar nedeni ile kadın kusurlu kabul edilemez.
Kadının bir kusuru yoktur. Koca tam kusurludur. Kadın sayın çoğunluğun görüşü gibi kusurlu kabul edilse bile Medeni Kanunun 134/2. maddesi şartları oluşur. Kadının davaya itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değildir. Davanın reddi doğrudur. Onanması gerekir. Sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy