(4722 S. K. m. 1) (743 S. K. m. 242, 246) (3716 S. K. m. 4, 5)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün taraflar tebligata rağmen gelmediler. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 4722 sayılı kanunun 1. maddesi hükmü de dikkate alındığında olaya 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir.
743 Sayılı Medeni Kanunun 242. maddesi kocanın doğuma muttali olduğu günden itibaren bir ay içersinde soy bağını reddedebileceğini, 246. maddesinin de; kocanın açıkça veya dolaylı olarak çocuğu tanıdıktan veya hak düşürücü süre geçtikten sonra, artık soy bağının reddi davasını açamayacağını, ancak çocuğu tanımak ve reddetmek hususunda kandırıldığını iddia ve ispat edebileceğini, bu durumda kandırmanın öğrenildiği günden itibaren ret için yeniden bir aylık hak düşürücü sürenin işlemeye başlayacağını, bununla beraber haklı sebeple süresinde ret davası açılmamış ise, sürenin geçtiği gözetilmeden davaya bakılacağı hükme bağlamıştır.
Toplanan delillerden; tarafların 1.2.1969 da evlendikleri, 3.11.1993 de boşandıkları, evlilik içersinde 11.11.1991 de Kenan isimli bir çocuğun doğduğundan söz edilerek, çocuğun babanın nüfusuna tescilini sağlamak amacı ile Cumhuriyet Savcısı tarafından 30.9.1999 da dava açıldığı, 13.4.2000 de tescil kararı verildiği ve kararın 2.4.2001 de kesinleştiği, soybağının reddine ilişkin bu davanın ise 25.4.2001 de açıldığı anlaşılmaktadır.
İlyas Günyayla isimli kişide 1991 doğumlu Kenan'ın kendi çocuğu olduğunu 6.8.1999 tarihli senetle tanımıştır. Tarafların boşanmalarına ilişkin 27.9.1993 tarihli kararda Kenan müşterek çocuklar arasında gösterilmemiştir.
Davacı, mahkemenin de kabul ettiği gibi çocuğun doğumunu Cumhuriyet Savcısının açmış olduğu davada öğrenmiştir. Bu öğrenme tarihi itibariyle 743 sayılı Yasanın 242. maddesindeki bir aylık hak düşürücü süre geçmiştir. Ancak davacının sözü edilen 1999/177 sayılı davanın nasıl sonuçlanacağını bilmesine imkan bulunmamaktadır. Soy bağının reddine ilişkin davasını bir aylık süre içersinde açılmamasının sebebi derdest olan bu davadır. Gecikme haklı sebebe dayalı ise hak düşürücü süre haklı sebebin ortadan kalktığı tarihten başlar. Nitekim tescile ilişkin dava 2.4.2001'de kesinleşmiş, bu dava ise yirmi üç gün sonra, hak düşürücü süre dolmadan açılmıştır.
Tanıma senedini düzenleyen İlyas'ın 3716 sayılı Af Yasası'nın 4/d ve 5. maddelerine uygun başvurusu da yoktur.
Gerçekleşen bu durum karşısında işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. 24.12.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy