(1086 S. K. m. 388) (743 S. K. m. 134)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarda gün numarası gösterilen hüküm nafaka ve tazminat yönünden temyiz edilmekle evrak okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Hoşgörü ile karşılanan olaylar boşanma nedeni kabul edilemez ise de kocanın bu barışma teşebbüslerinden sonra başka bir kadınla ilişkisini devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Şu durumda bütün kusur davacıdadır.
Bilindiği gibi genel boşanma sebebiyle ilgili Medeni Yasanın 134. maddesinin eski biçiminde (ifadesinde) şiddetli geçimsizliğe ait boşanma davası, ilke (unsur) olarak doğrudan kusura dayanmıyor görünse de ikinci fıkrası ile dava hakkını kusuru olmayan ya da, daha az olan tarafa tanımak suretiyle kusuru gizli bir unsur haline getirmiştir. Nitekim ilk bakışta dava hakkına yönelik görünse de, söz konusu 134. maddenin eski biçiminde, kusura ait hükmün böylesine katı bir tarzda uygulanması şikayetlerin odak noktasını teşkil etmişti (3444 s. yasanın Hükümet tasarısı 4. madde gerekçesi) İşte bu ve benzer düşüncelerle 3444 s. kanun, Medeni Yasanın 134. maddesini değiştirirken, kusur unsurunun boşanmada yarattığı güçlüğü önemli ölçüde hafifletmiş; kusur yerine evlilik birliğinin onarılmaz bir şekilde sarsılmasına önem vermiş, özetle kusurlu eşe de dava açma hakkı tanımıştır.
Ne var ki, bu değişikliği tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği şeklinde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Sair taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Medeni Yasanın 134. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (MK. 134/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu halde açıklanan sebeple isteğin reddi gerekirken kanun hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni sayılamayacağına ve bozma yapılamayacağına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
2- Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasanın 388. maddesi uyarınca hüküm tereddüde yer vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu yön gözetilmeden bir yandan "istek tarihi olan 23.10.2001 tarihinden itibaren 200.000.000 TL. tedbir nafakası alınmasına ilamın kesinleşmesinden sonra tedbir nafakasının yoksulluk nafakası olarak devamına" karar verilmesine karşılık 3.000.000.000 TL. toptan ödemeye karar verilerek çelişki yaratılması doğru değildir.
Sonuç: Hükmün 2. bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 19.09.2002
MUHALEFET ŞERHİ
Yoksulluk nafakası yönünden kararın gerekçesi de nazara alınarak hüküm fıkrasında çelişki olmadığı gibi, hüküm fıkrası infazda tereddüt yaratacak nitelikte değildir. Bu sebeplerle Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. Hükmün onanması gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy