(4721 S. K. m. 4, 143, 144, 152, 176, 182) (1086 S. K. m. 74)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarda gün numarası gösterilen hüküm maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle evrak okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
4722 s. yasanın 1. maddesi hükmü de dikkate alındığında olaya 743 s. Türk Yasası Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekir.
1- 1 Ocak 2002 gününde yürürlüğe giren Türk Medeni Yasasının 182/son maddesi uyarınca; aylık irat şeklinde ödenmesine karar verilen iştirak nafakasının, gelecek yıllarda ne miktar ödeneceğine karar verilebilir. Ancak bu konuda istem olması şarttır. İstem olmadan, çocuk için aylık irat şeklinde tayin edilen iştirak nafakasının gelecek yıllar için yeniden değerleme oranında artırılarak ödenmesine karar verilmesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesine aykırıdır. Ne var ki, tarafların çocuk için takdir edilen nafaka hükmüne karşı bir itirazları olmadığından, bu yön bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiştir.
2- Boşanmaya yol açan olaylarda koca kusurludur. Kadına atfedilebilecek bir kusur ortaya konulmamıştır.
a- Medeni Yasanın 143/1. maddesi mevcut ve hatta muntazar (beklenen) bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan maddi tazminat isteyebileceğini, 152. maddesi de, evin seçimi, karı ve çocukların uygun şekilde geçindirilmesinin kocaya ilişkin olduğunu öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda kadının hiçbir kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu kadın, en az eşinin desteğini yitirmiştir. O durumda mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi (MK. Md. 4) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
b- Türk Yasası Medenisinin 143/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler, kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakimin manevi tazminata hükmedebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda kadının hiçbir kusurunun olmadığı, karşı taraf ise tam kusurlu olup, kişilik haklarına ağır saldırı teşkil etmektedir. O durumda mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı (MK Md.4) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3- Davacının yoksulluk nafakası talebi bulunmamaktadır. İstem olmadığı durumda davacı yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır (TMK. 144)
4- Kabule göre de;
İstek olmadığı halde, davacı kadın için takdir edilen aylık irat biçimindeki yoksulluk nafakasının, gelecek yıllarda ne miktar artırılacağına karar verilmesi kanuna aykırıdır. (4721 sayılı TMK. m 176/son ve HUMK.m.74).
Sonuç: Hükmün yukarda 2. bentte gösterilen nedenle davacı yararına, 3. bentte gösterilen nedenle de davalı yararına BOZULMASINA ve 4. bentteki yanlışlığa işaret olunmakla yetinilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 19.09.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy